İMAM HÜSEYİN’İN HALKA HUTBE İRAD EDEREK ONLARI MUAVİYE VE ÜMEYYEOĞULLARI’NA KARŞI UYARMASI (2)
Haşimoğulları'nı, onların kadınlarını, kölelerini ve Ensar'dan kendisinin ve ailesinin tanıdığı kişileri biraraya topladı. Sonra bazı kişileri elçi olarak görevlendirdi ve onlara şöyle dedi: "Bu sene Peygamberin (s.a.v.) ashabından hacca gelen ve sâlih amelleri ve ibadetleri ile bilinen herkesi toplantıya çağırın." Böylece Mina'da yedi yüz kişiden fazla adam toplandı. Çardakların altında oturdular. Büyük çoğunluğu tabiindendi. Peygamberin (s.a.v.) ashabından da iki yüz kadar kişi vardı. Hüseyin (a.s.) konuşmak için ayağa kalktı. Önce Allah'a hamd ü sena etti. Sonra şöyle dedi: "Hiç kuşkusuz bu tağut -Muaviye'yi kasdediyorbize ve sevenlerimize sizin bizzat gördüğünüz, bildiğiniz ve şahit olduğunuz muameleleri revâ gördü. Size bir şey soracağım. Eğer doğruysa beni doğrulayın; şayet yalansa beni yalanlayın. Söylediklerimi dinleyin ama sözlerimi gizleyin. Sonra şehirlerinize dönün, kabilelerinize gidin. Güvendiğiniz, bel bağladığınız insanlara gidin, bildiğiniz şeye onları davet edin. Çünkü ben bu hakkın yeryüzünden silinmesinden ve ortadan kalkmasından korkuyorum. Ama kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır." İmam, konuşmasında Resulüllah (s.a.v.)'in, babası, kardeşi, annesi, kendisi ve Ehl-i Beyt ile ilgili bütün sözlerini de rivayet etmektedir. Bunları aktardığı her seferinde orada bulunanlar, "Evet, vallahi bunları işittik ve şahit olduk" diyorlardı. İmam dedi ki: "Sizi Allah adına yemine veriyorum, Ali b. Ebu Tâlib'in Resulüllah (s.a.v.)'in kardeşi olduğunu, Resulüllah (s.a.v.)'in ashabı arasında kardeşlik akdini gerçekleştirirken Ali (a.s.)'a, "Dünyada ve ahirette sen Benim kardeşimsin, Ben de senin kardeşinim" dediğini biliyor musunuz?"
