HZ. HÜSEYİN (A.S.)’IN ŞEHİT EDİLECEĞİ RESULÜLLAH’A (S.A.V.) HABER VERİLMİŞTİ (9)
yüzüne sürdü. Şehzadeyi o kadar sıkıp okşadı ki, Hazreti Hüseyin (a.s.)'ın mübarek gözlerinden gözyaşları döküldü. O damlalardan birisi Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in tertemiz eteğine düştü. Ümmü'l Fazl bu hâlden hiddetlenerek Hüseyin (a.s.)'ı şiddetle Hazreti Resul (s.a.v.)'in kucağından aldı. Öyle ki, nazik vücudu incindi, ağlamaya başladı. Hazreti Muhammed (s.a.v.), "Ey Ümmü'l Fazl! Niçin ciğer köşemi ağlattın. Bu gözyaşının bıraktığı leke azıcık su ile giderilir ama bu masumun gönlünün kırılmasından gönlüme öyle bir keder düştü ki, deryalarla ortadan giderilemez" diye buyurdu. Bu hâli yakından gören Cebrail gökten inerek Hazreti Muhammed (s.a.v.)'e dedi ki: "Ya Resulallah! Sen Hüseyin (a.s.)'ın bir damla gözyaşının dökülmesi ile kederlenirsin. Kerbela'da vücudundan yüz göz açılıp her birinden sel aktığını görsen hâlin ne olur?" Hazreti Muhammed (s.a.v.) bu sözlerden teessür duyarak ağlamaya başladı." 108 "Nitekim bir gün bayram sevinci ile dünya halkı sevinmiş ve biraraya toplanmıştı. Şehzadeler ikisi birlikte Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in yanında bulunmak şerefine ererek yalvarıp şöyle demişler: "Ey Kainatın Efendisi! Kureyş ileri gelenlerinin çocukları yeni ve renk renk elbiseleri ile göğüs kabartıyorlar. Biz de velilik çiçeklerinin fidanlarıyız. İltifatının ilkbaharından yeni elbiseler isteriz." Hazreti Muhammed (s.a.v.) bu endişe ile Allah'ın dergâhına doğru yüz çevirmişti ki, Cebrail gökten inip cennetten beyaz kâfur renginde iki elbise getirip, birini Hasan (a.s.)'a ve diğerini de Hüseyin (a.s.)'a sundu. Şehzadeler bu elbiselerin renkli olmadığını görerek yalvardılar: "Bizim elbiselerimiz de renkli olsun." Hazreti Muhammed, Cebrail'den renkli elbiseler istedi. Cebrail, "Bu iş kolaydır ya Resulallah, emrederseniz su getirsinler, üzerle108 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 256
