HZ. HASAN’IN MUAVİYE’YE KARŞI UYGULADIĞI METOD (2)


Ancak, Muaviye ve etrafındakiler geçmişte Hz. Ali'ye biat etmedikleri gibi, Hz. Hasan'a da seçilmiş halife olmasına rağmen biat etmediler. Hz. Hasan'ın nasihat içerikle mektuplarının bu konuda hiçbir yararının olmadığını görüyoruz. Muaviye'nin Hz. Ali'nin hilafeti boyunca ısrarla gündemde tuttuğu Hz. Osman'ın kanını talep etme olayının da Hz. Ali'nin şehadetiyle beraber, artık geçerliliğini kaybettiğini, gündeme getirilmez olduğu söylenmektedir. Ali Yâsin bu konuda şöyle diyor: "... Muaviye, şimdi İmam Hasan'ın yani Osman'ın öldürüldüğü gün, evinin kapısında durarak onu savunan ve bu yolda (tarihçilerin tümünün söylediği gibi) bedeni kana boyanan kişiyle karşı karşıyaydı." Taktaki, İmam Hasan'ın Osman'ı savunması hakkında şöyle der: "... Osman'ı savunmak için amansız bir savaş verdi. Hatta Osman'ın kendisi ona engel oluyordu. Ama o savaşa devam ediyor ve kendi canını tehlikeye atıyordu. İnsanların Osman'dan kaçtıkları, akrabalarının bile onu bırakıp kaçtığı bir sırada oluyordu bütün bunlar..." (Bu konuda daha geniş bilgi için Abdullah Aili'nin Kitab-u Eyyam'il Hüseyin adlı eserine bakılabilir). Muaviye'nin İmam'a yazdığı bir diğer mektup da şöyledir: "... Ölümün alçak ve düşük insanların elinden olmasından kork ve bizi yumuşatmaktan ümidini kes! Bil ki benden sona hilafet senin hakkındır. Çünkü sen ona herkesten daha layıksın..." 445 Hz. Hasan hilafetinin ilk dönemlerinde, taraftarlarının sabırsızca savaşı istedikleri bir zamanda savaşı düşünmedi, barış için her türlü yolu denedi. Çünkü Hz. Hasan, babası İmam Ali gibi savaşa ancak zaruri durumlarda başvurulacak bir yol olarak bakıyordu. Ancak Muaviye ve etrafındakilerin biat etmemekte kararlı oldukları da bir gerçekti. 445 Şerh-u Nehcü'l Belaga, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 4, s. 13, 10