HZ. FÂTIMA EHL-İ BEYT’İNDEN RESÛLULLAH’A İLK ULAŞACAK KİMSEDİR

Hz. Peygamber buyurdu ki: "Cebrail (a.s.) her yıl Ramazan-ı Şerif'te muhakkak gelip Kur'an-ı Kerim'i Bana bir defa okutur, kendisi dinlerdi. Bu yıl ise iki defa okutup dinledi. Ben bunu ecelimin pek yaklaştığına işaret sayıyorum. Bunun için kızım Fâtıma! Ben vefat ettikten sonra Bana Ehl-i Beyt'imden ilkin Sen kavuşup geleceksin. İşte […]

HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ

İmam Hasan Askerî (a.s.)'dan şöyle nakledilmiştir: "Bir gün bir kadın Hz. Fâtıma (a.s.)'ın huzuruna varıp şöyle dedi: `Güçsüz bir annem vardır, namazında zor bir mesele ile karşılaştı ve o meseleyi Sana sormam için beni huzurunuza gönderdi.' Hz. Fâtıma (a.s.) o meselenin cevabını verdi. O kadın, ikinci kez başka bir […]

HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ (2)

Kadın: `Hayır ağır gelmez ve o işten yorulmaz' dedi. Hz. Fâtıma (a.s.) ona şöyle buyurdular: `Her meselenin cevabına karşılık bana verilen sevap, arası incilerle dolu olan yer ile göklerden daha fazladır. Öyleyse meselelere cevap vermekten hiç yorulur muyum? Babamdan şöyle buyurduğunu duydum: `Taraftarlarımızdan âlim olanlar, kıyamet günü haşir […]

HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ (3)

Hz. Peygamber (s.a.v.), bir gün Mescid-i Haram'da duvara dayanmış, oturuyordu. Arap hatunlarından süslü elbiseler giymiş bir güruh geldi: "Ya Muhammed! Her ne kadar kabilemiz sizin kabileye yabancı ise de, biz de bu şehirdeyiz, sizinle aynı yerdeyiz. Bugün bir toplantımız var. Arap kadın-kızları bir araya geleceğiz. Sizden ricamız, topluluğumuzu […]

HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ (4)

Bunları söylerken mübarek gözlerinden yaşlar dökülüyordu. Hz. Peygamber (a.s.) devamla: "Ey ciğerparem! Üzülme ki bizim süslü elbisemiz takva libasıdır. Mücevherli tacımız ise ilim ve rızadır. Madem ki madde hazan kasırgasının hücumu ile darmadağın olacaktır. İlkbahar gelininin, cemâlindeki fâni parlaklığa itibarı nedir?" Bu konuşma esnasında Cebrail zuhur edip şunları bildirdi: […]

HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ (5)

Bir de ne görsünler! İlahi lütuflara mazhar Fâtıma (a.s.), bütün heybeti ile bu muazzam kadın topluluğuna öyle bir saadet gölgesi bıraktı ki; güzelliğinin parıltısından gözler kamaşıyor, haşmetinin debdebesinden akıl hayretlere dalıyordu. Mübarek başı mücevherli bir taş ile süslenmiş, latif vücudu renkli kumaşlarla ziynetlenmiş, ayın ondördüne benzeyen alnı, inci dizileri ile […]

HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ (6)

leğe, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) mübarek diline O'nun ismini söyletmesi için vahyetti. (Yani Resûlullah'a, O'nun ismini söyletti). O da O'na Fâtıma adını verdi. Daha sonra da şöyle buyurdu: `Seni ilimle (bilgisizlikten) ayırdım ve kadınların müptela olduklarından da münezzeh kıldım.' Daha sonra İmam Bâkır (a.s.) şöyle buyurdu: Allah'a and olsun, […]

HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ (7)

`Men yehdillah fema lehu min mudill.' (Allah kimi hidayete eriştirirse, onun için bir saptırıcı yoktur). Onun bu sözünden yolu kaybettiğini anladım. `Cinlerden misin, insanlardan mısın?' diye sordum. Cevaben dedi ki: `Yâ ben-i Adem huzû zîynetekum.' (Ey Adem oğulları, her mescid yanında ziynetleriniz takının). Bu sözüyle insanlardanım demek istedi. `Nereden […]

HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ (8)

`Subhanellezi sehhare lena haza.' (Bunu bize râm eden Allah münezzehtir). Bu sözüyle Allah'ı tenzih ve ona şükretti. Kafileye ulaşınca, `Kafilede akrabalarından bir kimse var mıdır?' diye sordum. Dedi ki: `Ya Davudu inna cealnake halifeten fi'l-arzi' `Ve ma Muhammedun illa resul' "Ya Yahya huzil kitabe bikuvvetin' `Ya Musa inni […]

HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ (9)

nemiz Fizze'dir; o yirmi yıldır, Kur'an ayetleri dışında bir söz söylememiştir." İmam Hasan Askerî'den (a.s.) şöyle nakledilmiştir: "Biri inatçı düşman, diğeri ise mü'min olan iki kadın, bir dinî meselede ihtilaf edince, ihtilafın çözümü için Hz. Fâtıma'nın (a.s.) huzuruna gelip, meseleyi O'na anlattılar. Hak mü'min kadınla olduğu için Hz. Fâtıma (a.s.) […]

HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ (10)

ve selam getirir ve şöyle derdi: `Allah'ım! Günahlarımı bağışla. Rahmetinin kapılarını üzerime aç.' Mescitten çıktığı zaman da şöyle derdi: Allah'ım! Günahlarımı bağışla ve lütuf ve kereminin kapılarını üzerime aç." 104 Hz. Fâtıma (a.s.) şöyle demiştir: "Kim yüce Allah'ın katına ihlaslı ibadetini gönderirse, Allah, katından ona en yararlı olan […]

HZ. FÂTIMA ÖRNEK BİR EŞ İDİ

Hz. Fâtıma (a.s.)'ın örnek eş olması; aile hayatında eşine destek olmasının yanında, yeri geldiğinde eşinin koruyucusu veya bir öğretmeni gibi hareket ederek ona yardım etmesindendir. Hz. Ali (a.s.) şöyle buyuruyor: "Yorgun bir koşuşturmanın ardından, eve gelip Fâtıma'ya baktığımda bütün gam ve üzüntülerim gidiyordu." 106 Hz. Fâtıma (a.s.) kesinlikle […]

HZ. FÂTIMA ÖRNEK BİR EŞ İDİ (2)

Hz. Fâtıma (a.s.) ölüm döşeğindeyken, nasıl bir eş olduğu hakkında, Hz. Ali'ye şunları söylemişti: "Ey amcamın oğlu! Seninle beraber olduğum günden beri, bir ihanetimi gördün mü? Benimle beraber olduğun günden beri bir kere olsun Sana karşı çıktığıma şahit oldun mu?" Ali (a.s.) şu karşılığı verir: "Allah'a sığınırım. Sen, […]

HZ. FÂTIMA HER TÜRLÜ PİSLİKTEN KORUNMUŞTUR

İmam Muhammed Bâkır (a.s.) babalarından şöyle nakletmiştir: "Resûlullah (s.a.v.)'in kızı Fâtıma'nın (a.s.) `tahire' lakabıyla adlandırılması, her denes ve refesden (kir, leke ve çirkin şeylerden) tertemiz olduğu içindir." 111 İmam Sâdık (a.s.) da şöyle buyurmuştur: "Fâtıma (a.s.) hayatta olduğu sürece Allah-u Teala diğer kadınları Hz. Ali (a.s.)'a haram kılmıştı, çünkü […]

HZ. FÂTIMA HER TÜRLÜ PİSLİKTEN KORUNMUŞTUR (2)

sun, Benim kızım Fâtıma tertemizdir. O asla hayız ve doğum kanı görmez." Tarih-i Bağdad'da Hatib, kendi senediyle İbn-i Abbas'dan Resûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu naklediyor: "Kızım Fâtıma, Hz. Adem soyundan bir huridir; ne hayız olur ve ne de nifas... O'nun Fâtıma diye adlandırılması, Allah'ın O'nu ve sevenlerini ateşten kestiği, ayırdığı […]

HZ. FÂTIMA’NIN ÜSTÜN MÂNEVİYATI

Muzaffel bin Hz. Ömer'in İmam Sâdık (a.s.)'dan naklettiği rivayet şöyledir: "Hz. Fâtıma (a.s.) doğduğunda şöyle buyurdu: `Allah'tan başka ilah olmadığına ve babam Resûlullah (s.a.v.)'in peygamberlerin efendisi olduğuna, eşim Ali'nin vasilerin efendisi ve evlatlarımın, esbatların (torunların) efendileri olduğuna şehadet ederim.' Sonra onları (etrafında bulunan hanımları) selamladı ve tek tek […]

HZ. FÂTIMA’NIN ÜSTÜN MÂNEVİYATI (2)

te girdim ve Fâtıma'nın kasrına ulaştım. Mercan ve inciden yapılan yetmiş köşk olduğunu gördüm." 116 Resûlullah (s.a.v.) Hz. Fâtıma (a.s.) hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala, kızım Fâtıma'nın kalp ve azalarını, imanla öyle doldurmuştur ki, Allah'ın itaati için kendisini bütün meşguliyetlerden uzak tutmaktadır." 117 Hz. Ali buyurmuştur ki: "Fâtıma […]
Scroll to top