HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ (5)
Bir de ne görsünler! İlahi lütuflara mazhar Fâtıma (a.s.), bütün heybeti ile bu muazzam kadın topluluğuna öyle bir saadet gölgesi bıraktı ki; güzelliğinin parıltısından gözler kamaşıyor, haşmetinin debdebesinden akıl hayretlere dalıyordu. Mübarek başı mücevherli bir taş ile süslenmiş, latif vücudu renkli kumaşlarla ziynetlenmiş, ayın ondördüne benzeyen alnı, inci dizileri ile parıldamakta, serviyi andıran boyu sırmalı hamaylılarla kaplıdır. Sağında, solunda yıldıza benzeyen cariyeler ve gül yakı hizmetçiler, kimi ismet örtüsünün eteğini tutmuş ki, dünya toprağına değip kirlenmesin, kimi dikenler vücudunu incitmesin diye eteğine sarılmış, kimi gideceği yola gül suyu döküp öd ağaçları yakar, kimi önüne geçip ışık tutardı. Bu ilahi şevketle toplantıya ayak bastığında, bu hali gören haris Kureyş kadınları, bu ihtişam ziynet karşısında hayrete düştüler ve meclisin baş sedirini O'na teslim ettiler. Kureyş kadınlarının gururu kalktı, düşünceleri darmadağın oldu. Birbirlerine: "Bu hangi şahsın kızıdır ki, hâli, tavrı, güzelliği eşsizdir!" Öğrendiler ki, bu Resûlullah (s.a.v.)'in kızı Fâtıma-i Zeh[…]
