HZ. FÂTIMA KADINLARA İSLAM’I ANLATAN BİR MÜREBBİYE İDİ (3)
Hz. Peygamber (s.a.v.), bir gün Mescid-i Haram'da duvara dayanmış, oturuyordu. Arap hatunlarından süslü elbiseler giymiş bir güruh geldi: "Ya Muhammed! Her ne kadar kabilemiz sizin kabileye yabancı ise de, biz de bu şehirdeyiz, sizinle aynı yerdeyiz. Bugün bir toplantımız var. Arap kadın-kızları bir araya geleceğiz. Sizden ricamız, topluluğumuzu şereflendirmesi için Fâtıma-i Zehra'ya müsaade etmenizdir. Kesilmiş olan ülfet bağımız yeniden birleşmiş olsun!" Hz. Peygamber (s.a.v.) bu dileği reddetmeyi uygun görmedi; ricaları kabul etti. "Siz gidin, Ben Fâtıma'yı gönderirim" buyurdu. Fâtıma-i Zehra (a.s.), Hz. Peygamberin (s.a.v.)'in huzuruna gelince: "Ey gözümün nuru! Cefa gördükçe vefalı davranmamız, yabancılık gördükçe aşinalık etmemiz için bize kaza divanından emir gelmiştir. Ey Fâtıma! Arap hatunları Benden, topluluklarına gitmekle feyiz ve şeref vermeni istediler. Şimdi ahde vefa şartının yerine getirilmesi Senin şerefli rızana kaldı. " Fâtıma-i Zehra (a.s.) dedi ki: "Ey sevgili babacığım! Senin ahde vefanı Ben de isterim. Yalnız oraya hangi kıyafetle […]
