HZ. ALİ’NİN İMAMETİ İLE İLGİLİ OLARAK HZ. FÂTIMA’NIN SÖYLEDİKLERİ (2)
Sonra şöyle devam ettiler: "And olsun ki, eğer hakkı ehline bıraksalardı ve Peygamberin Ehl-i Beyt'ine uysalardı, Allah konusunda (dinî meselelerde) iki kişi bile ihtilafa düşmezlerdi. Hz. Ali'den İmam Hüseyin'in dokuzuncu evladı olan Hz. Mehdi'ye kadar olan imamlar birbirlerinin ardınca O'nu miras alırlardı. Ama ne yazık ki (cahil halk), Allah'ın geriye attığını öne geçirdiler, Allah'ın öne geçirdiğini ise geriye attılar. Peygamberi (s.a.v.) kabre koyduktan sonra hevesleri doğrultusunda birini seçtiler ve kendi görüşleri ile amel ettiler. Kahrolsunlar! Acaba Allah-u Teala'nın şu sözünü duymamışlar mıydı: `Rabbin dilediğini yaratır ve seçer, seçim onlara ait değildir' 572 Hayır onlar bunu duymuşlardır fakat onlar Allah-u Teala'nın buyurduğu şu duruma düşmüşlerdir: `Gerçek şu ki, gözler kör olmaz ancak sinelerdeki kalpler körelir' 573 Heyhat! Onlar dünyada uzun arzulara kapıldılar, öleceklerini unuttular. Allah onları helak etsin, işlerini boşa çıkarsın. Allah'ım, yücelikten sonra küçülmekten Sana sığınırım." 574 Ve yine bu konudaki şu söz de Hz. Fâtıma (a.s.)'a aittir: Sünni Mevla Ali Muttaki Hindi, Kenzü'l-Ummal'dan: "Allah Teala, Gadr-i Hum olayından sonra hiç kimseye bir bahane ve özür yolu bırakmamıştır." 575 572 Kasas: 68 573 Hac: 46 574 Bihârü'l-Envâr, c. 36, s. 353 575 Kenzü'l-Ummal, Hadis: 25346
