TEBÜK SAVAŞI VE HZ. ALİ

Taif Savaşı'ndan sonra, Tebük seferi vukû bulmuştur. Tebük seferi, Hicret'in dokuzuncu senesinin Receb ayında meydana geldi. Peygamberimiz, Rumların Arap Yarımadası'na saldırmak üzere planlar yaptıklarının haber almıştı. Bunun üzerine kendisi de gereken hazırlıklara başladı. Ancak Hz. Peygamber kendi yokluğunda Medine'yi yalnız bırakmak istemiyordu. Münafıkların fitne çıkarma ihtimalleri yüksekti. Ve […]

TEBÜK SAVAŞI VE HZ. ALİ (2)

Hz. Ali bu dedikodulardan haberdar olunca, kılıcını alarak Hz. Peygambere yetişti. Ve şöyle dedi: "Ya Resulallah! Münafıklar Senin, Beni aşağılamak ve Bana duyduğun öfkeyi belli etmek için Beni geride bıraktığını söylüyorlar." Resulüllah şöyle buyurdu: "Yerine dön. Çünkü Medine Bensiz ya da Sensiz olmaz. Sen ailem, hicret yurdum ve kavmim […]

MÜBAHELE OLAYI

Resulüllah, Necran hıristiyanlarını İslam'a davet etmişti. Onlar, büyük âlimlerinden 70 kişiyi beraberindekilerle birlikte Medine'ye gönderdiler. Kafile 300 kişiyi buluyordu. Resulüllah ile birkaç ilmî münazara yaptılar. Ve ciddi şekilde yenilgiye uğradılar. Çünkü Peygamber'in delilleri, hıristiyanların elinde bulunan kitaplardandı. O kitaplarda son peygamberin zuhuru ve nişaneleri ile ilgili Hz. İsa'nın sözleri […]

MÜBAHELE OLAYI (2)

emri üzerine onlara mübahele (karşılıklı beddua) teklifinde bulundu. Hıristiyanlar da kabul etti. Ve bu işin yarına bırakılmasına karar verildi. Ertesi gün hıristiyanların tamamı Medine'nin çıkışında Hz. Peygamberi bekliyorlardı. Resulüllah'ın onları yıldırmak için çok büyük ve kalabalık bir toplulukla geleceğini düşünüyorlardı. Medine kalesinin kapısı açıldı. Resulüllah sağında bir […]

MEKKE’NİN FETHİ VE HZ. ALİ

Kureyşliler, Hudeybiye Antlaşması ile Müslümanlara ve Müslümanlarla antlaşma halinde olanlara saldırmayacaklarını taahhüt etmişlerdi. Resulüllah, anlaşmanın maddelerine tam olarak uyuyordu. Ancak Kureyş, anlaşmayı bozma eğilimindeydi. Neticede Müslümanların müttefiki olan Huzaaoğulları kabilesine karşı bir saldırı planladılar. Bu maksatla Huzaaoğulları'nın düşmanı olan Bekroğulları'nı kışkırttılar. Aralarında kavga meydana geldi. Bekroğulları, Kureyş'in […]

MEKKE’NİN FETHİ VE HZ. ALİ (2)

Medine'den birkaç mil uzakta kadını yakaladılar. Ancak kadın kendisinde böyle bir mektup olmadığını söyleyerek ağladı. Bunun üzerine Zübeyr, kadının bir suçu olmadığını, gidip Hz. Peygambere haber vermelerinin gerektiğini söyledi. Hz. Ali ise şöyle dedi: "Hz. Peygamber onun bir mektup taşıdığını söylüyor, sen ise kadın bir şey taşımıyor diyorsun." Sonra kılıcını […]

MEKKE’NİN FETHİ VE HZ. ALİ (3)

yan! Bugün vuruşma günüdür. Bugün haramların helal olduğu gündür. Bugün Allah'ın Kureyş'i zelil kıldığı gündür." Resulüllah Ebu Süfyan'ın bulunduğu yerden geçerken Ebu Süfyan, O'na şöyle seslendi: "Ya Resulallah! Sen kavminin öldürülmesini mi emrettin? Çünkü Sa'd ve beraberindekiler biraz önce yanımızdan geçerken, bizimle savaşacaklarını söylediler ve `Bugün […]

HZ. ALİ’NİN RESULÜLLAH’LA BERABER PUTLARI KIRMASI

Hz. Ali'den şöyle rivayet edilmiştir: "Resulüllah beni putları kırmak üzere götürdü Bana, `otur' dedi. Kâbe'nin yanına çömeldim. Sonra Resulüllah omuzlarıma çıktı ve `ayağa kalk' dedi. O'nu yukarı doğru kaldırdım. Benim altında zayıf olduğumu fark edince, `otur' dedi. Oturdum. Ve omuzlarımdan aşağı indi. Sonra, `Ey Ali! Omuzlarıma çık' dedi. […]

HZ. ALİ’NİN RESULÜLLAH’LA BERABER PUTLARI KIRMASI (2)

Bir başka rivayet ise şöyledir: "Resulüllah, Mescid-i Haram'a geldiğinde orada 360 tane put olduğunu gördü. Bazıları demirle birbirine bağlanmıştı. Hz. Ali'ye bir avuç çakıl taşı getirmesini emretti. Çakıl taşlarını alıp, putların üzerine atıyor ve `Hak geldi, bâtıl zâil oldu' ayetini okuyordu. İçerideki putların hepsini yere devirdi. Sonra da hepsini […]

HZ. ALİ’NİN RESULÜLLAH’LA BERABER PUTLARI KIRMASI (3)

gamber, `Sen her kime aman vermişsen, Ben de aman vermişim' buyurdu. Fâtımâ, `Allah ve Resulü'nün düşmanlarını korkuttuğu için Ali'yi şikâyet mi ediyorsun?' diyerek sitem etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber: `Allah, Ali'nin yaptığını beğenip, hoşnut oldu. Ve Ben de Ümmü Hani, Ali'nin kardeşi olduğu için her kime aman vermişse, aman veriyorum' […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI

İmam Muhammed Bâkır, senetli bir şekilde Gadr-i Hum olayını şöyle anlatıyor: "Resulüllah hac görevini Medine'den, Mekke'ye gidip yerine getirmiştir. O ana kadar hac ve velayet dışında bütün şer'i hükümleri insanlara tebliğ etmişti. Cebrail, Resulüllah'a gelerek, "Ya Muhammed" dedi. "Allah Sana selam söylüyor. Ve şöyle buyuruyor: Ben canının alacağım […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (2)

Bunun üzerine Allah Resulü'nün münadisi insanlara şöyle seslendi: "Allah'ın Resulü hac yapmak istiyor ve önceki şer'i hükümlerde olduğu gibi haccın da hükümlerini size öğretmeyi amaçlıyor." Böylece Resulüllah yola çıktı ve O'nunla birlikte pek çok insan yola koyuldu. Bu seferde Resulüllah'la beraber hac yolculuğuna çıkanların sayısı yetmiş bin kişi veya […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (3)

lunan, kendisine yaklaşan herkese lütfeden O'dur. Her göz O'nun gözetimindedir ama gözler O'nu göremez. Allah ikram edici, hilm sahibi ve tahammül edicidir. Rahmeti her şeyi kuşatmış, nimeti ile hepsine ihsanda bulunmuştur. İntikam almada acele davranmaz ve müstahak olunan azabına hemen teşebbüste bulunmaz. Bâtınları ve gizlilikleri anlar, içleri bilir, gizlenmişler […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (4)

gösterdiği (boyun eğdiği) ilah O'dur. Padişahların padişahı, eflakin (galaksilerin) döndürücüsü, Güneş ve Ay'ı râm eden de O'dur. Her şey tayin edilmiş bir zamanla hareket etmektedir. Süratle birbirlerini takip eden geceyi gündüze ve gündüzü de geceye giydirmektedir. Her inatçı zorbayı döküp kıran ve her isyankar şeytanı helak eden O'dur. […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (5)

Allah için nefsim hususunda kulluğumu itiraf ediyorum ve O'nun Rab olduğuna tanıklık ediyorum. Bana vahyettiği her şeyi edâ ediyorum; zira eğer onu edâ etmezsem, Bana azabının ineceğinden korkuyorum. Şüphesiz O'nun azabının, her ne kadar büyük hile yapsa/düzen kursa da ve dostluğu halis olsa da hiç kimse defedemez. Allah'tan […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (6)

Ey insanlar, Ben Cebrail'den Benim için Allah'tan, Beni bu önemli şeyi tebliğ etmekten mazur görmesini dilemesini istedim. Zira takva sahiplerinin azlığını, münafıkların çokluğunu, kınayanların fesadını, İslam'ı alaya alanların hilelerini biliyorum. Onlar Allah'ın, Kitabında kendilerini şöyle nitelendirdiği kimselerdir: `Hani siz, onu dillerinizle birbirinize yetiştiriyor, ağızlarınızla hiçbir bilgi sahibi olmadığınız […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (7)

itaat etmeyi farz bilmiş, O'nu imam ve yetki sahibi kılmıştır. Her muvahhid için O'nun hükmünü icra etmesi, sözüyle amel etmesi, emrini kabullenmesi gerekir. Her kim O'na muhalefet ederse, mel'undur. Her kim O'na tâbi olursa ve O'nu tasdik ederse, Allah'ın rahmetine mazhar olacaktır. Allah O'nu ve O'nu dinleyip kendisine […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (8)

O (Ali), Allah'a ve Resulü'ne iman eden ilk kimsedir. Bana iman hususunda hiç kimse O'ndan öne geçmemiştir. O, canıyla Allah Resulü'nün yolunda her türlü fedakarlığa katlanmıştır. İnsanlardan hiç kimse O'nunla Allah'a ibadet etmediği bir zamanda, O, Allah Resulü'yle birlikteydi. Namaz kılan ilk kimse O'dur. Benimle birlikte Allah'a ibadet eden […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (9)

Ey nisanlar, Ali'yi üstün biliniz. Zira o, Allah rızk indirdiği ve yaratıklar baki kaldığı müddetçe kadın ve erkek tüm insanların en üstünüdür. Bu sözü reddeden ve O'nunla uyumlu olmayan kimse mel'undur, mel'undur; gazaba uğramıştır, gazaba uğramıştır! Biliniz ki Cebrail, Allah tarafından bu haberi Benim için nâzil kıldı ve şöyle buyurdu: […]

VEDA HACCI VE GADR-İ HUM OLAYI (10)

niz ki Mü'minlerin Emiri sadece Benim şu kardeşimdir. Biliniz ki Mü'minlerin Emiri olmak, Benden sonra O'ndan başka hiç kimse için helal değildir." Daha sonra Hz. Peygamber (s.a.a) eliyle Ali'nin (a.s.) pazısından tuttu ve yukarı kaldırdı. Mü'minlerin Emiri (a.s.) ise Hz. Peygamber (s.a.v) minberin üstüne çıktığı zamandan beri, O'ndan […]
Scroll to top