HUDEYBİYE BARIŞI (3)
Nihayet Kureyş tarafından bir elçi gelip, sizinle antlaşmaya hazırız dedi. Resulüllah (s.a.v.), ben de hazırım buyurdu. Hazretin mesajları uzlaşma içerikliydi. Bu elçilerden bir kaçına şöyle buyurdu: "Eyvahlar olsun Kureyş'e; savaş onları bitirdi. Bunlar Benden ne istiyorlar? Beni diğerleriyle baş başa bıraksınlar. Beni diğerleriyle yalnız bırakacak olurlarsa ya Ben yok olur giderim; bu durumda onların yapmak istedikleri başkaları tarafından yapılmış olur. Ya da Ben diğerlerine galip gelirim ki bu da onların lehinedir. Çünkü Ben Kureyş'ten biriyim. Onun için bunun iftiharı da onlarındır." Fakat bir yararı olmadı. Dediler ki barış antlaşması yapalım. Suheyl b. Amr isminde birini gönderip Resulüllah'ın (s.a.v.) o yıl geri dönmesi ve gelecek yıl gelip umre yapmak için üç gün Mekke'de kalması ve üç sonra geri dönmesi üzere barış antlaşması yaptılar. Barış antlaşmasında yer verilen diğer şeyler görünürde hepsi Müslümanların aleyhine olan şeylerdi. Örneğin bu maddelerden biri şöyleydi: "Bundan böyle bir müşrik Müslümanlara katılacak olursa, Kureyş onu geri alabilir; fakat bir Müslüman kaçıp Kureyş'e katılacak olursa Müslümanların böyle bir şeye hakkı yoktur." Bunun gibi diğer ağır maddeler vardı antlaşmada. Fakat bunun karşısında Müslümanlar Mekke'de serbest olacak ve baskıya maruz kalmayacaklardı. Resulüllah'ın (s.a.v.) tüm çabası bu maddeyi kabullendirmekti. Bu maddeyi kabullendirmek için bütün ağır şartları kabul etti. Antlaşma imzalandı. Müslümanlar bu antlaşmadan rahatsızdı; "Ey Allah'ın Resulü! Bu bizim için ar ve utanç vesilesidir. Mekke'ye bu kadar yaklaştıktan sonra buradan geri mi dönelim?! Bu doğru mudur? Hayır; biz kesinlikle Mekke'ye gireceğiz" diyorlardı. Fakat Hz. Peygamber (s.a.v.), "Kesinlikle olmaz; antlaşma böyledir ve biz bu antlaşmayı imzaladık" buyurdu ve daha sonra kurbanlıkları orada kesmelerini emretti.
