HİKMETLER (4)


larınıza ulaşırsınız). Nitekim olaylar, bir değirmenin döndüğü gibi sizi döndürür ve bir eksenin sarsıntısı gibi sizi sarsıp mustarip eder. İşte bu, babam Ali (a.s.)'ın, ceddim Resulüllah (s.a.v.)'den naklettiği bir vasiyettir." Ve İmam Hüseyin (r.a.), ellerini göğe kaldırıp, Ömer b. Sa'd'ın ordusuna şöyle beddua etti: "Allah'ım! Onlara bir damla olsun yağmur yağdırma! Onlara Yusuf'un yılları gibi (zor ve kurak) yıllar yaşat, onlara, Sakifli genci (Muhtar veya Haccac) musallat kıl ki, acı (zillet ) kabıyla onları doyursun (onlara kan kustursun) ve onlardan hiç birisini cezasız bırakmasın; katledenleri katletsin, vuranlarını ise vursun; böylece onlardan Ehl-i Beyt'imin ve sevenlerimin intikamını alsın! Zira onlar bizi tekzip ettiler (düşmanlar karşısında bize yardımda bulunmadılar). Ey Allah'ım! Sen bizim Rabbimizsin, Sana tevekkül ederiz. Şüphesiz ki, dönüşümüz Sanadır." 536 İmam Hüseyin (a.s.) savaşın her an başlayacağı bu ortamda irad ettiği hutbeleri ile vazifesini tamamlamıştı. Son olarak Ömer b. Sa'd'ın ordusuna, "... Zorbalardan benim ve sizin Rabbimiz olan Allah'a sığınıyorum" dedi. 537 İmam Hüseyin'in (as) bu son hutbesi ve ikazının içeriği, kendisinin ve ashabının hangi gerekçelerle canları pahasına hakkı ayakta tuttuğunu ve karşısındaki bâtıl ve zalim güruhun vaziyetinin ne olduğunu anlamak bakımından da mânidârdır. 536 Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 7-8 537 İ'lamu'l Vera, c. 1, s. 459