FIKIH
İnanmış bir insanın imanının gereğini yapması, inancını hayatına hâkim kılması itikadî, hem de fıtrî bir zarurettir. Bir Müslüman için, Allah'ın (c.c.) koyduğu emirlere, yasaklara riayet, kul olmanın gereği ve ispatıdır. Doğumdan ölüme kadar uzanan dünya hayatı içerisinde takip edilmesi gereken bir yol vardır ki, din bu yolu göstermek ve insanları bu yola davet için gelmiştir. Hususen mükellefiyet çağından itibaren başlayan bu yolda her Müslüman, Allah'ın (c.c.) emirlerini yerine getirmek, yasaklarını terk etmek zorundadır. İslam'ın `beş şartı'nı yerine getirmek ve bunlara bağlı olan bütün emirler, maddî ve manevî temizlikten sonra namaz, oruç, hac, zekât, kurban gibi ibadetler; kumar, içki, zina, faiz, hırsızlık, cinayet, iftira, yalan şahitlik, işkence, zulüm, gasp vb. günahlar hakkında bilgi sahibi olmak bir vecibedir. Yapılması gerekenleri yapabilecek, terk edilmesi gerekenleri de terk edebilecek kadar bilgi sahibi olmayanlar, cehaleti nisbetinde İslam'ı yaşamaktan uzaktırlar. Ayrıca nikâh, talak, yemin, alışveriş vb. hususlardaki cehaletin aile ve cemiyet planındaki menfî yansımaları ortadadır. Her Müslümanın bu konularda Allah'a karşı vecibelerini yerine getirebilmesi, gerekli bilgi ve uygulama imkânı bulabilmesi için bu yolun imamlarına tâbi olması şarttır. Amelde mezhep imamı de-
