EHL-İ BEYT FIKHI VE İMAM HASAN’IN BARIŞI (2)
tıkla bağdaşıp bağdaşmadığını incelemeyi düşündük (çünkü bir konuyu genel olarak ele almak, belli bir ölçüde sorunun çözümüne yardımcı olur; amacımız bir konuya sorgulamasız isnat etmek değildir. Bizce, şimdi fıkıhta kaydedilen kurallar, ister kaynağı Ehl-i Beyt imamlarının siyeri olsun ister başka şeyler olsun, tümü mantıki meselelerdir) ...Şimdi acaba İmam Hasan (a.s.) cihad etmesi gerekirken barış mı yapmıştır veya imam Hüseyin (a.s.) barış yapması gerekirken cihad mı etmiştir? (Çünkü İslâm'da hem cihad ve hem de barış ilkesi vardır) Yoksa İmam Hasan (a.s.) barış yapması gereken bir yerde barış ve İmam Hüseyin (a.s.) da cihad etmesi gereken yerde cihad mı yapmıştır? Resulüllah (s.a.v.) ve Emirü'l-Mü'minin Ali (a.s.) hakkında da aynı şey geçerlidir. Onlar hakkında durum kesindir. Özellikle Hz. Resulüllah (s.a.v.) hakkında tartışma bile söz konusu olamaz, çünkü Peygamber Efendimiz bazen barış ve bazen de savaş yapmıştır. (Alınan kararın isabetli olduğu zamanın geçmesiyle ortaya çıkmıştır.) İslam açısından ve özellikle İslam fıkhı açısından savaş ve barış hakkında genel konuları işledik. Genel olarak (özellikle İslam tarihi açısından) Müslümanların imam ve önderinin belli başlı bir takım şartlar çerçevesinde barış yapmasının câiz (ve kimi zaman farz ve gerekli) olduğunu söyledik. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) de birçok yerde barış yapmıştır, kimi zaman Ehl-i Kitap'la, kimi zaman da müşriklerle. Elbette bazı durumlarda da savaşmıştır. Daha sonra, İslam fıkhının konuyla ilgili genel kurallarından bahsettik; bir dinin veya bir sistemin, savaşı câiz görmesi, onun bunu bütün şartlarda geçerli ve gerekli gördüğü, hiçbir zaman bunun dışına çıkılmaması ve insanlarla barış içerisinde yaşamayı câiz
