CAHİLİYE DEVRİ ARAPLARININ AHLAKÎ YAPILARI (2)
İnsanlarla düşüp kalkanlar. Bunlara Amir denirdi. Çocuklarla meşgul olanlar. Bunlara Rauh denirdi. Çok şirret ve yaramaz olanlara Şeytan denirdi. Çok çirkin, şirret ve yaramaz olanlara da İfrit denirdi. Hatta cinler, çok zaman çocukları ve gençleri ayartıp götürürlerdi. Hz. Ali'nin Tâlib isimli kardeşi de ayartılıp kaçırılmıştı. Daha sonra tekrar getirilip bırakılmıştı. Bu tür hurafe ve hikâyeler, Arapların dilinde dolaşıp dururdu. Bu cinler ve şeytanlarla Arap halkı sürekli alakalı idiler. Bu işin uğraşanları da türemişti. Nitekim, Arap edebiyatında da pek çok eser ve şiir bu konu üzerinedir. Kehanet: Araplarda kehanet de çok revaçta idi. Her tarafta bir veya birkaç kahin bulunurdu. Kahinlerin görevi, gelecekten haber vermek, semavî haberler ortaya atmaktı. Akidelerine ve inanışlarına göre de bu haberleri onlara cinler verirlerdi. Bu cinler, kahinlerin hizmetinde bulunurlarmış. Hz. Ömer'in bir kahinle konuşmasını burada zikredelim. Olay cahiliye devrinde olmaktadır. Ömer, kılık kıyafetinden kahin olduğu anlaşılan bir adama sordu: Senin cinin sana en güzel şey olarak ne söyledi? Ben bir ara çarşıda dolaşırken, benim cinim heyecanla geldi ve dedi ki: Cinlerin sersemleştiklerini, ümitsizliğe düştüklerini görmedin mi? İşleri bozulmuştur, görmüyor musun? Hz. Ömer şöyle dedi: "Doğru söylüyordu, ben cahiliye devrinde iken putların yanında yatmıştım. Rüyamda bir adamın kurban etmek için bir buzağı getirdiğini gördüm. Sonra başka bir adam geldi, yüksek sesle bağırdı: "Ey Celih" dedi. "Güzel bir şey var. Fasihü'l-beyan bir zat `Lailaheillallah' diyor."
