ASHAB, İMAM (A.S.)’I KORUMAK İÇİN ÖLMEYİ, YAŞAMAYA TERCİH EDİYOR (2)


larımızı, mallarımızı ve ailelerimizi sana feda edeceğiz; seninle aynı akıbete varmak için seninle omuz omuza savaşacağız. Senden sonraki bir hayatı Allah kahretsin." Sonra Müslim bin Avsece el-Esedî kalktı ve şöyle dedi: "Şu düşmanlar senin etrafını sarmışken, biz seni yalnız mı bırakacağız? Sonra senin hakkını edâ etme hususunda Allah'a ne bahane sunarız? Hayır, Allah hiçbir zaman böyle bir şeyi bana göstermesin. Ben mızrağımı onların göğüslerinde parçalayıncaya kadar savaşacağım. Kabzası elimde durduğu sürece kılıcımı onların bedenlerine daldıracağım, elimde silahım olmasa, bu sefer onlara taş atacağım. Seninle birlikte ölürüm ama seni yalnız bırakmam." Ardından Said bin Abdullah el-Hanefî ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Hayır! Allah'a yemin ederim ki, ey Resulüllah (s.a.v.)'in oğlu, seni hiçbir zaman yalnız başına bırakmayız. Ta ki, Yüce Allah Resulü Muhammed (s.a.v.)'in seninle ilgili vasiyetine uyduğumuzu bilinceye kadar. Allah'a yemin ederim ki, eğer bilsem ki, senin uğrunda öldürüleceğim, sonra tekrar diriltileceğim, sonra ateşe atılacağım, sonra küllerim havaya savrulacak ve bu uygulama yetmiş kere tekrarlanacak, ecelim senin yolunda doluncaya kadar senden ayrılmam. Ne diye bu fedakarlığı yapmayayım ki? Değil mi ki, bir kere öldürüleceğim, sonra ebediyen tükenmeyen bir lütuf ve ikrama nâil olacağım!" Sonra Züheyr b. Kayn ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, ey Resulüllah (s.a.v.)'in oğlu, yüce Allah'ın seni ve kardeşlerinden, çocuklarından ve ailenden şu gençleri öldürülmekten koruması için bin kere öldürülüp diriltilmeyi isterim." Arkadaşlarından geri kalanlar da buna benzer sözler söylediler: "Canlarımız sana feda olsun! Ellerimizle ve yüzlerimizle seni koruyacağız. Senin önünde öldürüldüğümüz zaman, Rabbimize ver-