ALLAH RESULÜ’NÜN HASTALANMASI VE UHREVÎ ÂLEME GÖÇÜ (2)


çıktı. Uhud şehidleri için uzun süre dua ettikten sonra dedi ki: "Allah, kullarından birini dünya ile kendi yakınlığı arasında serbest bıraktı, kul da Allah'ı seçti." Hz. Ebubekir, bunu anladı ve ağlamaya başladı: "Anam-babam Sana feda olsun ey Allah'ın Resulü!" dedi. Allah Resulü, "Sus ya Ebubekir!" dedi. Sahabeler, haşyetle birbirine bakınırken Peygamberimiz devam ettiler: "Bugünden sonra mescide açılan kapıların hepsi kapansın. Yalnız Ebubekir'inki kalsın. Zira, insanları davet ettiğim şeyde ondan daha faydalı kimseyi tanımadım. Gerçekten de insanlar arasında tek bir dost edinecek olsaydım Ebubekir'den başkasını bulamazdım. Fakat onunla aramdaki İslam kardeşliğidir. Ey nâs! Usame'yi sefere çıkarınız. Vallahi, onun kumandanlığına bir itirazınız var mı? Siz daha evvel onun babasının kumandanlığına da laf etmiştiniz. Gerçekten o, babası gibi kumandan olmaya layıktır." Sonra mimberden indi ve evine gitti. Aynı kaynak 274 hutbenin diğer kısmını şöyle anlatmaktadır: "Ey Muhacirler! Ensar'a karşı iyi muamele etmenizi vasiyet ediyorum; zira, insanlar çoğalacak fakat Ensar aynı hâlde kalacaktır. Aralarında barındığım bu insanlar, Benim güvenimi gerçekten kazanmışlardır. Onlar arasında iyilik yapanlara iyilikle muamele edin, fenalık yapanları affedin." Taberi'de hutbenin diğer şu kısımları nakledilir: "Ey nâs! Kimin arkasına vurdumsa işte sırtım, gelip vursun. Kimin Benden alacağı varsa, işte malım gelip alsın. Hakikat, Benim yanımda sizin en aziziniz hakkı varsa isteğini elde eden veya ondan vazgeçendir. Böylece Rabbime ayıpsız varabilmem için halas bulunacağım." 274 İbn Hişâm