KORUNMASI GEREKEN BEŞ MUKADDES VARLIK (3)
"İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile mal ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler birbirine eşit değildir. Allah mal ve canlarıyla cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır." 205 Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), can emniyetine büyük önem vermiş, birbirine kılıç çeken iki mü'minin ikisinin de azaba çarptırılacaklarını beyan etmiştir. Ölen de, öldüren de suçludur. Ölen de suçludur; zira, fırsat bulsaydı kardeşini o öldürecekti. İslam, insan hayatına büyük önem vermiş, onu Allah'ın binası olarak vasfetmiştir. Bu sebeple İslam'a göre, "Bir masum hayatı ve kanı, bütün insanlık için dahi olsa feda edilmez" düsturu esas olmuştur. Kur'an-ı Kerim, herhangi bir kimseye işlemediği suçtan dolayı eza-cefa edilmesini men eder: "Mü'min erkek ve kadınlara işlemedikleri ve yapmadıkları bir suçtan dolayı eziyet edip işkence eyleyenler, hem bir bühtan suçu işlemiş ve hem de çok açık bir günah yükünü yüklenmiş olurlar." 206 Bu sebeple, Resulûllah (s.a.v.) Vedâ Hutbesi'nde bütün kan davalarını kaldırdığını ilan etmiştir: "Eskiden (cahiliyet devrinden) kalma, bütün kan davaları tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası da Abdulmuttalib'in torunu Rebia'nın kan davasıdır." Resul-i Ekrem'in (s.a.v.), tebliğ ettiği İslam, kalplere ilkâ eylediği iman, vicdan ve merhamet şuuru ile yeryüzünde barışın, huzur ve sükûnun temelini atmıştır. En geniş anlamıyla can emniyeti, Resul-i Ekrem'in risaletiyle sağlanmıştır. Günümüzde beyannamelerde yer alan "insanın hayat hakkı" Resul-i Ekrem'in (s.a.v.) tarihî Vedâ Hutbesi'nde bundan 14 asır evvel kâmil anlamda tarif edilmiş ve can emniyeti sağlanmıştı. İslam'ın hâkim olduğu bir beldede, gayrimüslimler "zımmî" adı 205 Nîsâ, 95 206 Ahzab, 58
