GADR-İ HUM VE HUTBESİ (7)
Eğer Ben, Bana bunu (her söze kulak veren kimse olmayı) isnat edenleri açığa vurmak istersem, edebilirim. Eğer onların şahsına işaret etmek istersem, işaret de edebilirim. Eğer onları alametleriyle tanıtmak istersem, tanıtabilirim. Ama Allah'a yemin olsun ki, Ben onların işi hususunda yücelik gösterdim. Bütün bunlardan sonra Ali hakkında Bana nâzil olan şeyi tebliğ etmediğim takdirde, Allah asla Benden razı olmayacaktır." Peygamber (s.a.v.) daha sonra şu âyeti tilavet buyurdu: "Ey Peygamber! Rabbinden Sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah Seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirlere yol göstermez." Ey insanlar, biliniz ki Allah Muhacirler'e, Ensâr'a ve onlara iyilikle tabî olanlara, köylüye ve şehirliye, Arab'a, ve Acem'e, özgüre ve köleye, büyüğe ve küçüğe, beyaza ve siyaha, ona (Ali'ye) itaat etmeyi farz bilmiş, onu İmam ve yetki sahibi kılmıştır. Her muvahhid için onun hükmünü icra etmesi, sözüyle amel etmesi, emrini kabullenmesi gerekir. Her kim ona muhalefet ederse, mel'undur. Her kim ona tâbi olursa ve onu tasdik ederse, Allah'ın rahmetine mazhar olacaktır. Allah onu ve onu dinleyip kendisine itaat eden herkesi bağışlamıştır. Ey insanlar, bu, böylesine bir toplulukta ayağa kalktığım son defadır. O hâlde işitiniz, itaat ediniz; Rabbiniz olan Allah'ın emri karşısında teslim olunuz. Zira, Aziz ve Celil olan Allah-u Teâlâ sizin mevlânız ve ma'budunuzdur. Allah'tan sonra (şu anda) ayakta sizleri muhatap kılan, O'nun Resulü olan Muhammed sizin velinizdir. Benden sonra da Ali, Allah'ın emriyle sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü'yle görüşeceğiniz güne (Kıyamete) kadar onun evlatlarından olan Benim neslimin hakkıdır. Allah'ın helal kıldığı hususlar dışında bir helal yoktur. Allah'ın
