GADR-İ HUM VE HUTBESİ (6)
beyaz ve siyah (ırktan) herkese şunu ilan etmemi emretti: "Ali bin Ebî Tâlib, Benim kardeşimdir, vasîmdir, halifemdir ve Benden sonra imamdır. Onun Bana nispet makamı, Harun'un Musa'ya olan makamı gibidir; şu farkla ki, Benden sonra peygamber gelmeyecektir. O, Allah ve Resulü'nden sonra sizlerin velisidir (velayet ve tasarruf sahibidir)." Allah, bu konuda Kitabından Bana bir de âyet nâzil buyurdu: "Şüphesiz sizin veliniz, Allah, Resulü, iman edip namaz kılanlar ve rükû hâlinde zekât veren mü'minlerdir." 131 Namaz kılıp rükû hâlinde zekât veren ve her hâlinde Aziz ve Celil olan Allah'a yönelen kimse Ali bin Ebî Tâlib'dir. Ey insanlar, Ben Cebrail'den Benim için Allah'tan, Beni bu önemli şeyi tebliğ etmekten mâzur görmesini dilemesini istedim. Zira, takva sahiplerinin azlığını, münafıkların çokluğunu, kınayanların fesadını, İslam'ı alaya alanların hilelerini biliyorum. Onlar Allah'ın, Kitabında kendilerini şöyle nitelendirdiği kimselerdir: "Hani siz, onu dillerinizle birbirinize yetiştiriyor, ağızlarınızla hiçbir bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi söylüyor ve onu kolay sanıyordunuz. Halbuki o, Allah katında büyük bir günahtır." 132 Hâkezâ, münafiklar defalarca Bana eziyette bulundular ve Beni "uzun" (her söze kulak asan kimse) olarak adlandırdılar. Onlar, Ali'nin Benden ayrılmaması, Benim kendisine teveccüh etmem sebebiyle böyle olduğumu sandılar. Sonunda Aziz ve Celil olan Allah şu âyeti nâzil buyurdu: "(Yine o münafıkların içinde) `O (Peygamber her söyleneni dinleyen) bir kulaktır' diyerek Peygamberi incitenler de vardır. De ki: O sizin için bir hayır kulağıdır." 133 131 Mâide, 55 132 Nûr, 15 133 Tevbe, 61
