VEDÂ HACCI VE HUTBESİ (2)
kafile ile Mekke yolunu tutmuştu. Bütün zevcelerini ve hayatta kalan tek kızı Fatıma'yı da beraberinde hacca götürüyordu. Harem-i Şerif hududuna gelince, "Lebbeyk" sedâları yükselmeye başladı. Her taraftan yollara dökülen hacılar, etrafı doldurmuştu. Peygamberimiz "Lebbeyk" dedikçe, her taraftan bu ses yükseliyor, dağlar taşlar bu sedâ ile çınlıyordu. Hz. Peygamber, bir insan denizi içinde Kâbe'yi ziyarete geliyordu. Bu hacca, yaklaşık 120 bin kişi iştirak ediyordu. Hac merasimi, cahiliyet zamanından farklı olarak ifa edildi. Kâbe'yi uzaktan gördüğünde, "Ya Rabbi! Bu muazzam mabedin azamet, şeref, kerâmet ve mehâbetini artır" diye dua eden Resulûllah Efendimiz, Beytullah'a vararak, Hacerü'l-Esved'i istilâm (Hacer'ül-Esved'e elle dokunmak; onu öpmek ya da karşısından el sürme işareti yapmaktır) etti. Daha sonra oradan başlayarak Kâbe'yi yedi defa tavaf etti. Sonra Makam-ı İbrahim'de iki rekât namaz kılıp döndü ve tekrar Hacerü'l-Esved'i istilâm etti. Bundan sonra Safâ Tepesi'nde hamd ve şükreden Hz. Resulûllah Safâ ve Merve arasında yedi defa sa'y ettiler. Mekke'de dört gün kaldıktan sonra Perşembe günü Mina'ya geçtiler. Geceyi orada geçirdikten sonra Zilhicce'nin dokuzu, Cuma günü sabah namazını kıldırdıktan sonra Arafat'a hareket ettiler. Resulûllah, Arafat'ta devesi Kusvâ'nın üzerinde olduğu halde 120 bin civarındaki Müslümana ve de sonraki asırların insanlarına, eskimez, pörsümez, değişmez hüküm ve hikmetleri ihtiva eden şu meşhur "Vedâ Hutbesi"ni irad buyurdular:
