HUNEYN BOZGUNUNUN ASIL SEBEBİ (13)


ona; "Seni şimdi Benim elimden kim kurtaracak?" diyerek onu öldürebileceğini hissettirmesi ve fakat öldürmemesi manidardır. Yine Huneyn'de, Şeybe b. Osman'ın O'nu öldürme teşebbüsü ve planının netice vermemesi; Peygamberimizin Şeybe'ye, yaptığı bütün planı ve düşünceyi haber vermesi, İlahî mucizelerden biri olmakla kalmaz, bu hâl, Şeybe'nin Müslüman olmasına da sebep olur. Şeybe'nin bir anda kalbi değişmiş; kin ve husumet dolu olan kalbi, muhabbet ve merhamete gark olmuştur. Şeybe, bu hali hayretle anlatır. Müslüman olarak kâfirlere saldıran Şeybe, İlahî yardım nevinden pek çok alaca atlılar gördüğünü de itiraf eder. Allah bir şeyi murad etti mi; ona kimse mâni olamaz. Hak yolda yürüyen kimselere Allah'ın yardımı er-geç ulaşacaktır. Allah, mü'minlerin velisidir. Huneyn Savaşı'nın gelişmesi Resulûllah'ın diğer savaşlarına benzerlik gösterse de, birçok ince noktaları da ayırır. Uhud'da 1000 kişilik ordunun 300'ü harpten kaçmıştı. Bu kaçış Huneyn'deki gibi bir kaçış değildir. Uhud'da münafıkların ve Yahudilerin fitnesi ve teşvikiyle harpten kaçılmış olup; hata niyete taalluk eder ve itikadîdir. Onun için cezasız kalmamıştır. Hâlbuki Huneyn'de savaştan kaçış amelîdir ve huydaki nifaktandır. İmanın kalpte kökleşmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden de Huneyn'den harpten kaçanlar affedilmişlerdir. Burada, imanla birlikte mü'minde yaşayabilen nifakın varlığını tespit etmiş oluyoruz. Bugün bile, bilmeden nifak ahlakı taşıyan Müslümanlar pek çoktur; istikbalde de olacaktır. Bu ise, istenmeyen bir durum olup ancak nefis tezkiyesi ve terbiyesiyle halledilebilir. Huneyn'den çıkarılabilecek en önemli derslerden biri de budur. Nefis terbiyesi ve tezkiyesi ise, ancak bir mürşid-i kâmilin rehberlik ve nezaretinde gerçekleşebilir. Günümüzde vasıflı insanın yetişmesi, nifak ahlakının yenilmesiyle mümkündür. O halde, bugün ana mesele; mücerret bilgi edinmekten ziyade, nefislerin terbiye edilmesi meselesidir. İmanın kemâli de buna bağlıdır. Öyleyse; her devirde olduğu gibi günümüzde de