HUDEYBİYE ANLAŞMASI’NIN HİKMETLERİ (5)
Müşriklerle müzakere için Mekke'de bulunan Hz. Osman'ın tek başına Kâbe'yi tavaf etmesine müsaade edilmiş; o da, "Ben Kâbe'yi, ancak Resul-i Ekrem'in arkasından ziyaret ederim" demiş, bu sebeple göz hapsine alınmıştı. Hz. Osman'ın, İslam cemaatı adına hareket etmesindeki derin şuuru ile Resul-i Ekrem'in ashabına düşkünlüğü, Müslümanların mümessili olan Hz. Osman'a yapılan menfî hareketlerin aynen İslam davasına yapılmış gibi algılanması büyük önem taşımaktadır. Demek; cemaati temsilen bir göreve giden bir fert, bütün hareketlerinde cemaatini temsil ettiğini göstermeli, ferdî hareket etmemelidir. Hudeybiye Muahedesi ile müşrikler, Müslümanların varlığını tanımış oldular. Bu, büyük bir siyasî neticedir. Buna, müşrikler dışında diğer kabilelerin muhayyer kalması da eklenirse; bu neticenin İslam'ın yayılması istikametinde hızlı bir gelişmeye sebep olacağı açıktı, nitekim öyle de oldu.
