VE ANLAŞMA İMZALANIYOR (2)


lecek; fakat Müslümanlardan biri Mekke'ye gelirse, Kureyş onu teslim etmeyecektir. 4. Arap kabilelerinden, isteyen Hz. Peygamber, isteyen de Kureyş'le birleşmekte serbest olacaklardır. Görüldüğü üzere, bütün maddeler Müslümanların aleyhine gözükmektedir. Ayrıca, maddeler yazılırken de Süheyl önce "Bismillahirrahmanirrahim"le başlanmasına itiraz ederek "Bismike Allahümme" yazdırdı. Ayrıca "Muhammedün Resulûllah" kelimesini de, "Biz, Senin Allah Resulü olduğunu kabul etmiyoruz ki, böyle yazdırıyorsun" diyerek sildirmek istedi. Resulûllah Efendimiz yazıcı olan Hz. Ali'ye, o kısmı silerek `Muhammed b. Abdillah' yazmasını emretti ise de Hz. Ali bunu yapamayacağını söyleyince Peygamber Efendimiz, o kısmı kendi elleriyle sildiler ve `Muhammed b. Abdillah' yazdırttılar. Ashab-ı Kiram, olup biten bu olayın hikmetini anlayamamışlardı. Zahiren her şey aleyhlerine idi. İçlerinden itiraz ediyor; hatta bazen dışa vuruyorlardı. Hz. Ömer, işi itiraz noktasına kadar getirmiş, Resulûllah'a sorular sormaya başlamıştı. Bir de tam o esnada Süheyl b. Amr'ın, zincirlerini kopararak Mekke'den kaçan Müslüman oğlu Ebu Cendel'i, Resulûllah'ın, babasına teslim etmesi, Müslümanları hicrana boğmuştu. Bütün olup bitenlerin arkasındaki İlahî hikmetleri göremeyen ashab-ı kiram, öylesine afallamışlardı ki, bu gördüklerinin serap olduğunu zannediyorlardı. Biraz sonra bir ayet ineceğini, ya da Resulûllah'ın, karar değiştirip, "Haydi Mekke'ye gidiyoruz!" diyeceğini umuyorlardı. Bu beklentiyledir ki, Resulûllah'ın üç defa, "Artık kalkıp kurbanlarınızı kesiniz ve sonra da başlarınızı tıraş ediniz" emirlerine rağmen yerlerinden kalkacak takati kendilerinde bulamamışlardı. Ne zaman ki Resulûllah, kurbanını kesip, tıraş oldu; o zaman gördüklerinin bir rüya değil gerçek olduğunu anlayıp kurbanlarını kestiler ve tıraş oldular. Ashab-ı kiram için, hakikaten zor bir imtihandı. Sanki Hz.