PEYGAMBER EFENDİMİZİN MUCİZELERİ (6)
berle indirilmiştir. Bu yönden de Allah Resulü'nün nübüvvetine delil olmuştur. Hatta müşrikler, Kur'an'ın belâgatiyle başa çıkamayınca; acziyetlerini ortaya koyarak Allah'ın Resulü'ne, Kur'an'dan başka bir kitap getirmesini; onda inanmayacakları şeylerin olmamasını, yani ölümden sonra tekrar dirilip hesap verme gibi noktaların bulunmamasını ve putlara taarruz edilmemesini teklif ettiler. Ve dediler ki: "Yahut, Kur'an'dan bunları çıkar ve yerine başkalarını koy!" Allah'ın Resulü buyurdular: "Ben, bu işi kendimden yapmıyorum. Bana ne vahyediliyorsa onları bildiriyorum." Bu hususta inen ayet meâlen şöyledir: "De ki: Eğer Allah, Kur'an'ın gayrını dileseydi Ben, size onu okumazdım. Allah, Benim lisanımla emirlerini size bildirmezdi." Allah Resulü'nün, Kur'an'dan gayrı mucizeleri madde ve mânâ olarak bütün varlık âlemine şâmildi. Gök taşları atılıp, şeytanların işitmekten alıkonulmaları, taş ve ağaçların kendilerine selam verip, peygamberliklerine şahadet etmeleri, mescidde dayandıkları hurma kütüğünün ağlaması, mübarek parmaklarından su boşanması, Ay'ın ikiye bölünmesi, çıkan gözün bir temaslarıyla yerine oturtulması, hayvanların nutka gelmesi ve Âdem Peygamber'den beri gelen nurun alınlarında karar kılması gibi... mucizeleri, O'nun bütün varlık âlemine tasarruf ettiğinin misallerini teşkil etmektedir. Hâl böyle olunca; insan, Kâinatın Efendisi'ni ne kadar vasfetse, geriye vasfedilenlerden fazlası kalır. Nitekim, O'nun medhi mevzuunda İmam-ı Seferüddin Busayrî şu harikulade ölçüyü koymuştur:
