ALLAH’IN TERBİYE ETTİĞİ MÜREBBİ (2)


1. Eğitimci, insanın ruh ve aklını ne kadar olgunlaştırıp insanı ne derece ilerletebilirse kemâli de o derece büyüktür. 2. Kemâle erdirdiği insanların geniş dairesi, onun kemâlini gösterir. Daire ne kadar geniş olursa, o kadar da onun büyüklüğü görülür. 3. Getirdiği hüküm ve terbiyelerin yararlı olup, insanların bütün ihtiyaçlarını karşılaması, asırlar boyu semere vermesi ve insanoğlunun ona daima muhtaç olması da eğitimcinin kemâline delâlet eder. Dost ve düşman, inanan ve inanmayan herkes itiraf ediyor ki, bu alanlarda Hz. Muhammed (s.a.v.)'in eriştiği zirveye hiçbir kimse erişememiştir. Erişmesi de mümkün değildir. Resulûllah (s.a.v.), insanları en aşağı derekeden alıp, en yüksek dereceye çıkarmıştır. Meselâ, cahiliye devrindeki Ömer b. Hattab'ı düşünelim: İslam şerbetini Resulûllah'ın elinden içer içmez; deha sahibi bir devlet adamı, adalet sembolü olan Hz. Ömer'e döndü. Sağlam karakterli, merhametli, derin görüşlü, isabet ve firaset sahibi olan Hz. Ömer (r.a.)'ın, dünyanın gözünü ve kulağını dolduran o büyük insanın, Resulûllah'ın terbiyesi, hikmeti olmasaydı, adı dahi anılmayacaktı. Abdullah b. Mesud da deve çobanlığı yapan, Kureyş arasında hiçbir değeri olmayan bir kimse idi. Fakat nübüvvet eli onu terbiyelendirdikten sonra, İslam hukuku ve hadis sahasında peşinden gelen en büyük imamlara kaynaklık yapmıştır.