RİSALETİN GAYESİ GÜZEL AHLAK


Hz. Resulûllah (s.a.v.), risalet gayesinin tahakkuku için son nefesine kadar gayret edip üstün ahlaka sahip bir toplum yetiştirmiştir. Toplumun bu düzeye gelmesiyle birlikte iman da, ibadet de, hukuk da, düzen de yerli yerine oturmuştur. Zira, bir toplum üstün ahlak üzere yetiştirilip terbiye olunduğu hâl ve tavır üzere yaşıyorsa, o toplumda iman, ibadet, adalet ve merhametin de üst düzeyde olduğu sonucuna rahatlıkla varılabilir. Tersini düşünürsek, bir şahısta veya toplumda ahlakî güzellikler seyredilemiyorsa, iman ettiğini söyleyenler çok olsa da iman kökleşmemiş, ibadet edenler çok olsa da ibadetin özüne varılamamış, kardeşlik, adalet, hak ve hukuk var deniliyorsa da hakikatine erişilememiştir. Kısacası, ahlakî bir hayat, fert ve toplumların Allah'ın rızasına uygun bir hayat yaşayan kullar olup olmadıklarının göstergesi mesabesindedir. Zira, Hz. Resulûllah bizzat Kendi lisanıyla üstün ahlakı risaletinin gayesi olarak bildirdiği gibi, kişinin din, iman ve ibadetini değerlendirmede mikyas olarak seçmiş ve bizlere nice örneklerini göstermiştir. Resulûllah'a (s.a.v.) soruldu: "Mü'minlerin hangisi, iman cihetinden en faziletlidir?"