İSLAM’A DAVETİN DÖNEMLERİ (2)
Başında, etrafındaki insanları çile ve imtihanla yoğuracak; olayların ve hizmetin içerisinde teslimiyetlerini deneyecek; Allah'a yakın olmalarına mâni olan kibir, riya, hased gibi her türlü nefsî hastalıklarını bertaraf edip, feyiz ve muhabbetiyle de kalplerini süsleyerek tatmin edecek bir lideri olmaksızın yola çıkılan her davanın akâmete uğraması mukadderdir. Vasıflı bir liderin ilk yapacağı şeyin, davaya yakınlık gösterenleri birçok imtihan süzgecinden geçirerek eğitmek, çileyle yoğurmak ve bunun altında yatan aşka boyamak olduğunu görmekteyiz. Nasıl ki, binanın yapımında en önemli unsur, ehil bir ustanın bulunması; ehil olan ustanın da en önemli gördüğü unsur, binanın temelinin sağlam yapılması ise; İslam davasının ikame edilmesinin de en önemli iki unsuru; davayı iman ve insan davası olarak ortaya koyup, bu ölçüden hareketle sağlam bir kadro oluşturmayı ilk hedef bilen kâmil bir lider ve bu mantaliteyle yetişmiş kuvvetli bir kadroya sahip olmaktır. İşte Allah Resulü, böyle bir liderdi ve ilk yaptığı şey, böyle bir kadroyu yetiştirmekti. Fahr-i Kâinat Efendimiz, Mekke döneminde yetiştirdiği kemiyeti az ve fakat keyfiyeti çok insanlar üzerine davasını bina etmiş ve semeresini Medine döneminde almıştır. Medine döneminde, bu kadronun, adeta bir çığ gibi büyümesinin sırrı, kâmil bir insandan mükemmel bir terbiye almış olmalarıydı. 3. Müşriklerle savaşarak yapılan alenî davet dönemi: Bu dönem, Hudeybiye Barışı'na kadar sürer. Bu devir -yani Medine devrimü'minlerin dışa açıldığı, dış tabiata önem vermeye başladıkları devirdir. Medine devrinde gelen ayetlerde nikâh, zekât, içki yasağı, talak, alışveriş hükümlerinin çokça yer aldığı görülür. Artık Müslüman kadrolar, cemaatleşme safhasını yaşamaktadırlar. Medineli Ensar, Mekkeli Muhacirlere gönüllerini ve yurtlarını açmışlar; herşeylerini paylaşmışlardır. Bu birliktelik ve sayının çoğa-
