HENDEK SAVAŞI (M.626) MUCİZELER, İHANETLER, HİKMET VE İBRETLER (4)


ve insanlar oruçludur. Fakat hendeklerin kazılmasında hiçbir aksama ve duygusuzluk görülmez. Henüz küçük bir çocuk olan Zeyd, bir ara sıcak ve yorgunluğun etkisiyle uyuya kalır. Şakacı bir zât olan Umare b. Hazm'ın hiç gözünden kaçar mı! Latife olsun diye, hemen Zeyd'in elbise ve kazı aletlerini saklar. Zeyd uyanır. Ama bir de ne görsün; yanındaki herşey kaybolmuş! Dehşet içinde kalır, üzülür. Olay Kutlu Nebi'ye ulaşır. Hz. Zeyd'e; "uykucuların babası" diyerek takılır. Umare b. Hazm Hazretlerine de, bu yaşlardaki çocuklara böyle ağır şakalar yapmanın doğru olmayacağını ifade eder ve hafifçe paylar. Hz. Peygamber herkesten daha çok koşuşturuyor, hendeklerde kırılması zor sert bir damara rastlanırsa Efendimize bildiriliyor, onu bizzat kendileri kırıyordu. Hatta, Allah Resulü, çok çalışmak ve uykusuzluk sebebiyle öyle yorgun düşer ki, bir ara namaz vakitleri dışında bütün gün uyumak zorunda kalır. Kimse uyandırmasın diye Hz. Ebubekir ve Ömer (r.a.) mübarek başucunda nöbet beklerler. Gerçekten Allah Resulü, halkının önderiydi; fakat hayatın içinde bir insandı. Ashabıyla aç, susuz kalır; ashabının çile ve meşakkatine ortak olur, onların neşesiyle sürûr bulur, hüzünleriyle hüzünlenirdi. Köşesine çekilmiş, hayattan elini eteğini çekmiş bir peygamber, bir lider değil; hayatın içinde tebessüm eden, hayatın içinde insanları irşad eden, hayatın içinde insanların ıstıraplarına ortak olan, hayatı şekillendiren ve renklendiren kutlu bir er olarak yaşardı. Kazmayı vuruşunda ibadet sırrı, adım atışında ibadet ahengi, pazarı kontrol edişinde ibadet mânâsı saklıydı. İbadeti mescide hapsetmiş değil, aksine bütün bir hayatı ibadet mânâsıyla yoğurmuştu. Sadece kendisi değil, çevresini de aynı mânâya yöneltir; kişinin, hanımının ağzına takdim edeceği en küçük helal lokmanın bile ibadet sırrıyla yüceldiğini sık sık tekrar ederlerdi. Kimi zaman, ashabı ile karnına taş bağladığı olurdu. Nitekim, hendek kazımı esnasında üç gün yemek yiyememişlerdi.