BAZI PEYGAMBERLER İLE HZ. HÜSEYİN (A.S)’IN HÂLLERİNİN BENZERLİKLERİ: (4)


cefâsına uğramış bulunan Kerbela şehidi Hüseyin (a.s.) ise, Hazreti Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in pâk türbesine hâlini arz ettiği zaman tahammülün en yüksek derecesine vardı da, kardeşleri ve akrabaları birer birer gözü önünde şehitlik şerbetini içti ve kendisi yalnız kalıp müteessir olmadı ve sarsılmadı, durdu." (s. 68) Kelimullah Musa (a.s.)'ın belaya düşmesinin beyanı: "Yardımcıların ve yakınlarının az ve sayılı olmasına rağmen, Firavun'un vefasına göğüs gerdi, tahammül eyledi. Kavminin budalalarının ezâsına sabretti, onların çeşitli eziyetlerine dayandı ve şükretmeye devam eyledi. Hakikaten onun hâlindeki sıkıntıların ağırlığı Kerbela Şâhı'nın vakı'alarına çok benzer. Kerbela Şâhı da düşmanların saldırmasından bıkıp usanmış ve Hazreti Resul-i Ekrem'in mübarek türbesinin civarını bırakıp, yakınlarından ve ülkesinden mahrum kalarak, Kerbela çölünde musibetlerin tuzağına düştü ve sıkıntılara atıldı fakat sarsılmadı doğru fikri asla değişmedi." (s. 78) İsa (a.s.)'ın belaya düşmesinin beyanı: "İsa (a.s.) tek başına yaşayan dünya evine girmemiş, fânilik ipliğinin ucunu tutmuş, iğne gibi dünya varlığının deliğinden geçip fâni dünyaya ait ne var ne yoksa terk etmiş ve yalnız yaşamak yolunu seçmiştir. Yahudi zümreleri ona iftiralar atmış, töhmetler uydurmuş, muhalefet yoluna gitmişlerdi. Nitekim Hazreti Şâh-ı Kerbela'nın da kendisinin müstehak ve layık bulunduğu halifelik hükmünü ele aldığından sonra Şahı Kerbela'ya karşı da tecavüzler vâki oldu. Hazreti Resulüllah (s.a.v.)'in türbesinin mücavirliğini ve türbedarlığını seçip orada oturmuş iken, ümmetin haksızlık ve zulüm yolu tutan ve nefsanî isteklere tâbi olan güruhu tarafından muhalefetle karşılanıp, zorla kolundan tutarak bela denizine atılıp, fânilik girdabında boğuldu." (s. 79)