MUHTAR HURUC EDİYOR, KÛFE’DEKİ UBEYDULLAH YANLILARINI ÖLDÜRÜYOR (3)


Böylece İbrahim her mahallede gezdi ve halkı çağırdı. Ve çok kişi de toplandı. O vakta ki, Zecr bin Kays'ın bulunduğu mahalleye geldi. Zecr ilerledi. Yüz kişiyle savaşa girişti. İbrahim bunları bozdu. Çoğunu öldürdü. Sonra Süveyd bin Abdurrahman'ın mahallesine vardılar. Savaşla uğraştılar. İbrahim Süveyd'i öldürdü. Askerini de bozdu. Böylece her mahalleye vardı. "Ya Ali sırati'l Hüseyn" sözleriyle bağrışıyorlardı. Halk da çevresinde düzgünce toplanıyordu. Sipahi halk ve ulufeli yaya halk da saray kapısına, Abdullah bin Muti'nin kapısına toplandılar. Abdullah bin Muti'ye, "Muhtar çıkıp saray kapısında oturuyor, çağrıcıları gönderip mahallelerde halkı topluyor. Sen o çok halk toplamadan, onun üzerine asker gönder" dediler. Abdullah da Şeyb bin Rebi'yi ikibin kişi ile gönderdi. Muhtar da sarayın kapısında bin kişi ile durmuştu. Şeyb onunla savaş yapmaya başladı. İbrahim mahallelerde gezerdi. İbrahim'in yanına çok halk toplandı. Dönüp Muhtar'ın kapısına geldi. Askerin geldiğini ve Muhtar'la cenk etmekte olduklarını gördü. İbrahim de askerin ardından gelip kılıç salladı. Şeyb bin Rebi bozguna uğradı. Çoğunu kırdı. Şeyb, Abdullah'a gelip, "İş haddini aştı" dedi. Abdullah da saraydan çıkıp, sarayın kapısında durdu. Ve yirmi bin kişi Abdullah'ın katında toplandı. O gece heybetli bir gece idi. Mahallelerde kanlar akardı. İnsan cesedinden yürüyüp, yol bulunmuyordu. Muhtar, "Bizim en uygun yapacağımız iş şehirden dışarı çıkmaktır" dedi. Ve şehirden dışarı çıktılar. Şehrin kapısında Deyr-i Hind denilen bir yer vardı. Orada durdular. Askeri topladılar. Saydılar, bin altıyüz kişi Muhtar'la birlikte toplanmıştı. İbrahim, "Sübhanallah! Bu beyat eden halka ne oldu ki, böyle az gelmişler" dedi. Muhtar da, "Hak Teala'nın nusreti bizimle birlikte olursa bu kadar halk bize yeter" dedi.