MUHTAR HURUC EDİYOR, KÛFE’DEKİ UBEYDULLAH YANLILARINI ÖLDÜRÜYOR (2)
nü tayin etti. Ve Hicret'in altmış beşinci yılının Rebiülevvel ayının on beşinci perşembe gecesi huruc ettiler. İyas bin Mearib, Kûfe'de askerin komutanı idi. Bunu haber aldı. Abdullah o zaman Kûfe'de emirdi. Vaziyeti ona haber verdi. Abdullah, "Ne yapmak gerektir" dedi. İyas da, "Kûfe'nin yedi mahallesi vardır. Her gece yedi kişiyi güvendiğin kişilerden seç, beş yüz kişiyle birlikte o mahallelerde gezinsinler. O mahallelerde kim çıkış hareketinde bulunursa başını kessinler. Ben de beş yüz kişiyle bu yedi mahalleyi dolaşayım. Bunların ne harekette bulunduklarını haber alayım" dedi. Bunlar aldıkları emir üzerine birkaç gece gezdiler. Vakta ki, tayin edilen gece geldi. Akşam namazından sonra halk İbrahim'in evinde toplandılar. Herkes demir zırhını giyindi. Elbiselerini zırhlarının üzerine geçirdiler. Kılıçlarını göğüslerine hamaylı ettiler. Gecenin bir bölümü geçince İbrahim atına binip Muhtar'ın kapısına camaatiyle birlik vardı. Yolda İyas b. Mudarib -ki, kapıcı idiona rastladı. İbrahim onun karnına bir ok sapladı. Ok arkasından çıktı. İyas yere düştü. Arkadaşları kaçtılar. Abdullah bin Muti'in kapısına geldiler. Ve ona haber verdiler. İbrahim de kendi adamları ile Muhtar'ın kapısına geldiler. İbrahim de zırh giyip Muhtar'ın kapısına geldiler. Muhtar da zırh giyip ata binip, dışarı çıktı. Halk bölük bölük Muhtar'ın kapısında toplandı. Muhtar söylesinler diye, "Ya Ali sırat-i el-Hüseyin" sözlerini alamet kıldı. Sonra mahallelerin içine adamlar gönderdiler, bu sözleri halkın toplaması için bağırttılar. İbrahim, "Bu yanlıştır şundan ötürü ki, Abdullah bin Muti her mahalleye asker göndermiş ve, "Her kim evinden çıkarsa öldürülsünler" demiş. Şimdi yapılacak iş şudur ki, ben kendim varayım, mahalleleri gezeyim ve halkı davet edeyim. Abdullah bin Muti'nin adamları ile savaşayım. Ta ki halk benim yanımda toplansınlar" dedi.
