ZÜBEYR BİN HASSAN’IN ŞEHADETİ (3)
Zübeyr ona cevap verdi: "Ey izzete düşkün adam! Ebedî dünyada Âl-i Mustafa'nın yanında bulunmak gerekir. Onlardan başkasına hizmet, hemen hemen günah ve yanlış bir harekettir." Bu sözler üzerine Hasan oğlu Zübeyr hücuma geçti ve Hacerü'l Ahcar'a doğru yürüdü. O da geri geri kaçtı. Zübeyr arkasından yürüdü. Pusuya geldiler. Üç yüz Haricî namert pusudan çıktı. Şehsüvarı ortaya aldılar. Ok yağmuruna tuttular. O rahmet göklerinin meleği şeytanların hücumunu düşünmedi. Şehitlik saadetinin zevkiyle coştu. En sonunda savaş esnasında düşman hücumu arttırınca Rabi oğlu Şis fırsat buldu. O kahramanı tehlikeli bir şekilde yaraladı. O da ona hücum etti. O bahtsızı alt etti. Sonra o şecaat ormanının arslanı yaralı hâli ile elli savaşçı ile boğuştu. Onları öldürdü. En sonunda yaralarından akan kanlardan dolayı gücü kesildi. Hz. İmam Hüseyin (a.s.) onun bu hâlini gördü. Zübeyr'in vücudunda doksan tane yara vardı... Hz. Hüseyin atından indi. Onun saadetli başını dizinin üzerine koydu. Zübeyr onun can bahşeden kokusundan yeni bir hayat buldu. Hz. İmam Hüseyin (a.s.), "Ey şehitlik bahçesinin üstünde uçan kuş! Gönlünün sırrını aç, benimle konuş" dedi. Zübeyr, "Ey Hüseyin (a.s.), benim için bir bardak şerbet hazırlanmıştır. Sabret, onu içtikten sonra konuşayım!" dedi. Hz. Hüseyin (a.s.) ashab ve yakınlarına, "Bu şerbet cennet şerbetidir ki, Zübeyr'e sunulmuştur!" dedi. 562 562 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 379-384
