ÖMER B. SA’D, 30 BİN KİŞİLİK ORDU İLE KERBELA’YA GİDİYOR (2)


"Önce Hüseyin'in üstüne git. Onlarla aramızda olan işi hallet. Sonra da kendi işinin başına git" dedi. Ömer b. Sa'd, "Allah sana iyilikler versin, eğer benim bu işten bağışlanmamı uygun görürsen beni bağışla" dedi. İbn-i Ziyad, "Olur! Rey valiliğine tayin hakkındaki buyruğumuzu bize geri ver!" dedi. Ömer b. Sa'd, "Ne için?" diye sordu. İbn-i Ziyad, "Hüseyin'in üzerine gitmediğin için!" dedi. Ömer b. Sa'd, "Bana bir gün mühlet ver, bir düşüneyim bakayım" dedi. Ömer, İbn-i Ziyad'ın yanından evine dönüp öğütçülerini çağırdı. Danıştığı kimselerden kendisini bu işten sakındırmayan bir kimse çıkmadı. Kız kardeşinin oğlu Hamza b. Muğire b. Şu'be, "Ey dayı! Allah aşkına Hüseyin (a.s.)'ın üzerine gidip de Rabbine karşı günaha girme! Hüseyin (a.s.)'la aranızdaki akrabalık hukukunu çiğneme! Vallahi yeryüzünün bütün mülk ve saltanatı senin olsa da, onlardan ve hatta bütün dünyadan çıkıp gitmen, senin için, Hüseyin'in kanını dökmüş olarak Allah'ın huzuruna çıkmandan daha hayırlıdır!" dedi. Abdullah b. Yesarü'l Cühenî der ki: "Hüseyin'in üzerine gitmesi kendisine emredildiği zaman, Ömer b. Sa'd'ın yanına varmıştım. Ömer b. Sa'd, "Vali bana Hüseyin (a.s.)'ın yanına gitmemi emretti. Gitmekten kaçındım" dedi. "Allah seni isabet ettirmiş, doğru yola götürmüş. Ayrıl, sakın yapma, Hüseyin (a.s.)'ın üzerine gitme!" dedim.