MUAVİYE’NİN BİAT İÇİN MEDİNE’YE GİDİŞİ (4)
Bu yapmak istediğin işten vazgeç. Boynuna çektiğin halkın vebalinden bu kadarıyla Allah'ın karşısına çıkman yeterli değil mi? Allah'a yemin olsun ki, hep zulüm ile bâtıl kadehlerini üst üste içip durdun ve haksızlık ile gazap ve öfkene uydun. Oysa seninle ölüm arasında ancak bir göz açıp yumman kadar bir mesafe kaldı. Sen ise, müşahede edilen kıyamet gününde, kaydedilmiş işlerine varacaksın. Artık o zaman kurtuluşunun zamanı da geçmiştir. Görüyorum ki, şimdi de bize bu işi sunuyor ve bizi babalarımızın mirasından yoksun bırakıyorsun. Allah'a yemin olsun ki, Peygamber (s.a.v.) doğumda bunu bize miras bıraktı. Sen ise Resulüllah (s.a.v.)'in ölümü zamanı O'nun yanında bulunana karşı getirdiğiniz delili bize karşı tekrarladın. O, buna boyun eğmek zorunda kalmış ve imanı insaflı davranmaya O'nu sevk etmişti. Ama siz hataları birbiri ardınca işlediniz ve yapacaklarınızı yaptınız. Ve "şimdiye kadar böyle oldu, bundan sonra da şöyle olur" dediniz. Ta ki yönetim başkasına varması gereken yoldan sana ulaştı. İşte bu gibi konularda basiret sahipleri ibret alsınlar. Resulüllah (s.a.v.)'in döneminde o adamın önderliğine ve Peygamberin (s.a.v.) onu görevlendirmesi (emir kılması) sözüne gelince: Bu o gün Peygamberin (s.a.v.) huzurunda olması ve onu görevlendirmesi yüzünden Amr b. As'a bir fazilet sayılırdı; ancak halk onun emir olmasından hoşlanmadılar ve öne geçirilmesinden rahatsız oldular ve onun yaptıkları kötü işleri saymaya koyuldular. Resulüllah (s.a.v.) de bunun üzerine, "Bugünden itibaren Benden başka birisi size karşı bir görev üstlenmez" dedi. Nasıl oluyor da sen Peygamberin (s.a.v.) neshedilmiş bir işi ile en sağlam hükümlerinden birine ve doğruluğu kesinlik kazanması gereken bir konuya delil getiriyorsun? Niçin tabii (tabiinden olanı), sahabiye denk tutuyorsun? Oysa senin etrafında sahabiliğinden emin olunan, dini ve yakınlığı konusunda güvenilen kişiler vardır. Bütün bu kişileri bırakıp da aldanmış bir azgına nasıl varıyorsun?
