HZ. HASAN VE HZ. HÜSEYİN’İN BABALARINI DEFNETTİKTEN SONRA KARŞILAŞTIKLARI DERVİŞ (2)


Sordular: "Tavrının nişanesi ne idi?" Fakir cevap verdi: "İşi gücü Allah'ın mübarek ismini diline tesbih eylemekti. Şu gerçek ki, onun tesbih ve tehlil sesine gökteki meleklerden cevap işittim. Her saat benimle konuşmaktan sevinç duyup, "Tevazuu seven mütevazı olarak oturur, garip de garip olarak oturur" derdi. Hasan ve Hüseyin bu sözlerden çok müteessir oldular. Ağladılar. "Ey derviş! Bu nişaneler Ebu Tâlib oğlu Ali'ye ait nişanelerdir" dediler. Derviş, "Ey şehzadeler ona ne oldu?" diye sordu. Cevap verdiler: "Bahtsızın biri onu şehit etti ve şimdi biz onun mezarından geliyoruz." Derviş bu haberden ıstırap duyarak ağlamaya, hıçkırmaya başladı. "Ey şehzadeler! Sevgili ananız ve makamı yüce babanız hakkı için beni o şehriyârın mezarı üzere götürmeye yardım edin" dedi. Bir elinden Hasan (a.s.) ve bir elinden Hüseyin (a.s.) tuttular. Dervişi Emir Hazretlerinin mübarek mezarı başına götürdüler. Ama adam kabrin üzerine düştü, "İlahi, bu mübarek mezarın sahibi için beni arkadaşsız koyma. O derdimi ortadan kaldıranın yanına beni gönder" diye dua etti. Yakarışı Allah (c.c.) tarafından kabul olundu. Şehzadeler, bu dervişin üzerine namaz kılıp hemen oracığa gömdüler."164 164 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 227-228