HZ. HÜSEYİN (A.S.)’IN ŞEHİT EDİLECEĞİ RESULÜLLAH’A (S.A.V.) HABER VERİLMİŞTİ (2)


uykuya daldığı zaman Rabbimden bana ferman gelir, ben de tâ ki, Fatıma (a.s.) uyanmasın diye bunların beşiklerini sallayıp, ağlamalarını dindiririm. "Cennetteki sütten bir ırmak, Ali, Hasan ve Hüseyin içindir" müjdesinin sesini bunların mübarek kulaklarına eriştirmişimdir ve şimdi dizlerime çıkıp etek ve yakama el atsalar acayip bir şey yapmış olmazlar. Amma hayretteyim ki, bu araştırmadan muradları nedir?" dedi. Hazreti Muhammed (s.a.v.) cevap verdi: "Senin Dihye olduğunu sanıyorlar. Çünkü o buraya her geldikçe bir hediyeden uzak kalmazlar." O anda Cebrail kendi iktidarı ile Cennetten bir salkım üzüm ve bir nar getirip onlara verdi. Onlar bunları yerken bir dilencinin bu anda, "Ey Ehl-i Beyt! O üzüm ve nardan bana da nasip kılın" diyen sesi duyuldu. Hazreti Muhammed (s.a.v.) yaradılışı gereğince ona bir pay vermek isteyince Cebrail mâni oldu, "Ya Resulallah! Bu dilenci bir şeytandır. Cennet yemişi ona haram edilmiş iken hile ile yemek ister" dedi. Hülasa, şeytan, üzüm ve nardan men edilince şehzadeler yemeği yemeğe başladılar. Cebrail ağlayarak dedi ki: "Ya Resulallah! Bu iki şehzadenin birini zehirle ve birini de kahhar kılıçla şehit edeceklerdir. Bunların musibeti Senin makamını yüceltmeye sebep olacaktır." "Bir yolculuk sırasında Hz. Muhammed (s.a.v.)'in yolu Kerbela sahrasına düşmüş ve ağlamaya başlayarak şöyle demişti: "Şehitler içinde en ulu olanlarının öldürülecekleri makam bu yerdir. Âl-i Aba büyüklerinin kanlarının akacağı yer bu mekandır." Ashabdan bazıları: "Bu hâl nasıl olacak?" diye sorunca, Muhammed (s.a.v.) buyurdu ki: "Bu menzilde bir aile efradı hesapsız olarak öldürülecekler, cennete yol bulacaklardır." 97 97 Şevahid'ün-Nübüvve