DIŞ SİYASET ANLAYIŞI (3)
Mâlik'e, barışa davet edildiğinde buna uymasını ve barış yaptıktan sonra da ahde vefa göstermesini tavsiye etmiştir. Zira Hz. Ali'ye göre barışta Allah'ın rızası vardır. Ve asker için bir rahatlık ve huzur dönemidir. Ahde vefa göstermek, yapılan anlaşmaya sadık kalmak ise çok önemlidir. Düşman bile olsa yapılan anlaşmaya, verilen söze sadık kalmak gereklidir. Hariciler'in baskısıyla hakem olayını kabul ettikten ve tahkim anlaşmasını yaptıktan sonra, Hz. Ali hakemlerin kararını beklemekteydi ki, hariciler hakem olayını kabul ettiği için Hz. Ali'yi küfürle itham ettiler ve kararından dönmesi için baskı yapmaya başladılar. Hz. Ali ise, karşılıklı bir anlaşma yapıldığını söz verildiğini, söz verdikten sonra dönmesinin mümkün olmadığını ifade etmiştir. Esasen Hz. Ali'nin söyledikleri ve yaptıkları arasında hayatının her döneminde tam bir uyum söz konusudur. En zor ve karışık zamanlarda bile hile, desise yolunu seçmemiş, verdiği sözden dönmemiş, ahde vefasızlıkta bulunmamıştır. Hz. Ali, "Allah adına yaptığın anlaşmayı zorda kalsan da haksız yere bozma. Zorluğa sabret ve kalkmasını gözle" der. Zira ona göre bu dünyada zorluklara sabretmek, Allah'ın huzurunda sorumlu olmaktan daha hayırlıdır. Böylece insan ne dünyasını, ne de ahiretini kaybetmiş olur.
