DIŞ SİYASET ANLAYIŞI (2)
harem kılmıştır. İnsanlar koşa koşa oraya sığınırlar. Binaenaleyh bu hususta ne ifsat, ne hıyanet, ne de aldatma olmaz. Sıkıntı olabilecek anlaşmalara girme. Güven verdikten sonra batıl söze uyup da haktan sapma, Allah adına yaptığın anlaşmayı zorda kalsan da haksız yere bozma. O zorluğa sabret, sonra da zorluğun kalkmasını gözle. Bunun akıbetinin üstünlüğü, akıbetinden korktuğun hıyanetten ve Allah'ın huzurunda sorumlu olmaktan daha hayırlıdır. Dolayısıyla ne dünyanı, ne de ahiretini kaybet."1823 Hz. Ali büyük bir gereklilik olmadıkça savaşmaktan yana değildir. Cemel, Sıffin, Nehrevan v.b. Hz. Ali'nin hayatı boyunca yaptığı savaşları incelersek, elçiler göndermek suretiyle karşı tarafı defalarca barışa davet ettiğini görürüz. Hz. Ali ancak barışa giden bütün yollar kapandığında savaş başlatmıştır. Hz. Ali bu yaklaşımı bizzat Allah Resulü'nden öğrenmiştir. Sehl b. Sa'd'ın verdiği bilgiye göre Hayber'in fethi esnasında Hz. Peygamber ile Hz. Ali arasında şöyle bir diyalog yaşanmıştır: Hz. Peygamber, "Yarın sancağı öyle birisine vereceğim ki Allah'ı ve Resulü'nü sever, Allah ve Resulü de O'nu sever" buyurdu. Ertesi gün sahabeler erkenden Resulüllah'ın yanına geldiler. Her biri sancağın kendisine verilmesini umuyordu... Nihayet Resulüllah sancağı Hz. Ali'ye verdi. Bunun üzerine Ali, "Ya Resulallah, bizim gibi oluncaya dek onlarla savaşayım mı?" diye sordu. Hz. Peygamber, "Onların bölgesine ininceye kadar acele etme, sakin ol, sonra onları İslam'a davet et ve vacip olan ilahi hak ve esasları onlara haber ver. Vallahi Senin vasıtanla Allah'ın bir adamı hidayete erdirmesi, Senin için kızıl develerden daha hayırlıdır" buyurdu.1824 Hayatı boyunca Peygamberden aldığı bu düsturla hareket eden Hz. Ali emri altındakilere de aynı şeyi tavsiye etmiştir. 1823 Nehcü'l-Belağa s. 627 1824 Buhari, Sahih, Rikak s. 18; Ahmed b. Hanbel c. 2, s. 194, c. 6, s. 450
