HZ. EBU TÂLİB’İN CENAZE NAMAZI (6)


3- Ebu Tâlib, kardeşi Hamza'ya da Resulüllah'a yardım hususunda şöyle buyurdu: "Ey Hamza! Ahmed'in dininde sabırlı olmak gerekir. Bu dine yardımcı ol ki, bu sabır sayesinde tevfik kazansın. Rabb'inden hak ile geleni savun. Bu yolda sâdık ve azimli ol. Hakkı asla gizleme..." "O'na iman ettim demen beni çok sevindirdi. O halde Allah için Resulüllah'a yardımcı ol." 1632 4- Ebu Tâlib, Kureyş'in, Resulüllah'ı öldürmeye kesin karar kıldığını duyunca şöyle dedi: "Allah'a and olsun ki, beni defnetmedikleri müddetçe Sana dokunamazlar. Sen benim hayrımı dileyerek davet ettin. Sen sâdıksın ve eminsin. Sen dinlerin en hayırlısını getirdin." Ebu'l Futuh Râzi bu hususta söyle diyor: "Bu sözler Ebu Tâlib'in imanını açıkça göstermektedir. Zira `Sana iman ettim ve Seni tasdik ettim' sözü ile `Sen sâdıksın' sözü arasında fark yoktur." 1633 5- Ebu Tâlib, vefat ânındaki vasiyetinde şöyle demektedir: "Ey Kureyş kabilesi! Peygamber'i seviniz, O'nu himaye ediniz. Allah'a and olsun ki O'nun yolunda ilerleyen kemâle erer ve hidayetine tâbi olan saadete kavuşur. Eğer sağ kalsaydım O'ndan bela ve zorlukları gidermeye çalışırdım." 1634 6- Ebu Tâlib vefat edince Hz. Ali, Hz. Peygamber'in yanına gelip babasının vefatını bildirdi. Resulüllah, bu haberi duyunca çok üzüldü ve Hz. Ali'ye şöyle buyurdu: "Git onun gusül ve kefenleme işlemlerini yap ve bir tabutun içine koyduğunda Bana haber ver." Resulüllah (s.a.v) Ebu Tâlib'in cenazesinin yanına vardığında keder ve üzüntü içinde şöyle buyurdu: "Ey amca! Seninle akrabalık ilişkim vardı. Allah tarafından mükâfatlandırılacaksın... Beni çocukken terbiye ettin büyüdüğümde Bana yardımcı oldun." Daha 1632 bkz. Fihrist-i Esma-i Ulema-i Şia 1633 bkz. Şerh'ul Nevahib-il Leduniyye 1634 bkz. Zemahşeri, Keşşaf
Scroll to top