HZ. EBU TÂLİB’İN VEFATI (2)


betmiş oldu.1588 Bu yüzden bu yılı "hüzün yılı" olarak adlandırdı.1589 Ebu Tâlib "Hucun" denilen yerde defnedildi. Ebu Tâlib'in vefatı Allah Resulü'nü çok üzdü. Zira, en büyük hamisini kaybetmiş ve dolayısıyla da Kureyş için Resulüllah'a (s.a.v.) eziyet etmek hususunda hiçbir engel kalmamıştı. Resulüllah (s.a.v) bu hususta şöyle buyuruyor: "Ebu Tâlib hayatta olduğu müddetçe Kureyş Bana eziyet edemiyordu."1590 İmam Sâdık (a.s) şöyle buyuruyor: "Ebu Tâlib küfrü âşikâr kıldı, imanı ise gizledi. Ebu Tâlib vefat edince Allah-u Teâlâ Peygamber'ine Mekke'de Kendisini himaye edecek birinin kalmadığını ve bu yüzden hicret etmesinin gerektiğini vahyetti. Böylece Resulüllah (s.a.v.) Medine'ye doğru hicret etti."1591 Ebu Tâlib vefat edince Emir'el-mü'minin Ali (a.s) Peygamberin (s.a.v.) yanına gelip babasının vefatını bildirdi. Resulüllah (s.a.v) bu haberi duyunca çok üzüldü ve Hz. Ali'ye (a.s) şöyle buyurdu: "Git onun gusül ve kefenleme işlemlerini yap ve bir tabutun içine koyduğun zaman Bana haber ver." Hz. Ali (a.s) denilenleri yerine getirdikten sonra Peygambere (s.a.v) haber verdi. Resulüllah (s.a.v) Ebu Tâlib'in cenazesinin yanına vardığında keder ve üzüntü içinde şöyle buyurdu: "Ey Amca! Seninle akrabalık ilişkim vardı, Allah tarafından mükâfatlandırılacaksın. Beni çocukken terbiye ettin. Büyüdüğümde Bana yardımcı oldun." Daha sonra da halka dönerek şöyle buyurdu: "Allah'a and 1588 Tabakat, c. 1, s. 125 1589 Kısas'ul Enbiya, s. 137; Emta'ul Esma, s. 27 1590 Kâmil-i İbn-i Esir c. 1, s. 507; Sira-i İbn-i Hişam, c. 2, s. 57; Sire-i İbn-i İshak, s. 239; Tabakat-i İbn-i Sa'd, c. 1, s. 124 1591 Kemal'ud-Din, c. 1, s. 174
Scroll to top