HZ. EBU TALİB’İN ANNE VE BABASI (3)
ninden tuttu ve şöyle dedi: "Amca! Beni kime bırakıyorsun? Benim ne babam var, ne de annem!" Bu sözler Ebu Tâlib'in kalbine ok gibi işledi, bunun üzerine, "Allah'a and olsun, bizden ayrı kalmasın diye O'nu da kendimle götüreceğim" dedi. Böylece Peygamber de bu sefere katıldı. Kafile Şam topraklarına ulaşmıştı. Yol üstünde bulunan bir kilisede Buheyra isimli bir rahip yaşıyordu. Kervan Buheyra'nın kilisesinin çevresinde konaklamıştı. Rahip gökyüzünde bir bulutun kervandaki bir kişinin (Peygamberin) başına gölge ettiğini gördü. Bir ağacın gölgesi altına gelmesine rağmen o bulutun gölgesi kendisinden ayrılmadı. Bunun üzerine Buheyra ziyafet hazırlığı yaptı ve birini göndererek kafilede bulunan herkesi kendi adına şöyle davet etmesini istedi: "Ey Kureyşliler! Küçük-büyük, hür-köle, hepinizin soframda hazır olmasını istiyorum." Kafiledekiler Buheyra'nın davetini kabul ettiler ve Hz. Muhammed'i (s.a.v) çocuk olduğundan dolayı bir ağacın altındaki yüklerin yanında yalnız bıraktılar. Buheyra oradakilere baktı ve söylenen özelliklere sahip birini göremeyince şöyle dedi: "Ey Kureyşliler bu yemekten hiçbir kimse yememiş kalmasın." Oradakiler: "Eşyalarımızın yanında bıraktığımız küçük bir çocuktan başka hiçbir kimse kalmadı" dediler. Buheyra: "Böyle olmaz, O'nun da bu sofraya gelmesini istiyorum" dedi. Buheyra Hz. Muhammed'i görünce gözünü hayretle O'na dikti ve şöyle dedi: "Ey genç! Lat ve Uzza aşkına sorduğum sorulara cevap ver" dedi. Bunun üzerine Hz. Muhammed: "Lat ve Uzza adına yemin ederek Benden hiçbir şey sorma!" diye cevap verdi. Buheyra: "O halde Allah'a yemin ediyorum" deyince, Peygamber (s.a.v) "sor" dedi. Buheyra uykusu ve O'nun diğer özellikleriyle ilgili bazı şeyleri sordu ve Peygamber cevap verdi. Bütün bu cevaplar Buheyra'nın bilgisiyle uyum içindeydi.
