CÂBİR’İN HZ. HÜSEYİN’İN KABRİNİ ZİYARET ETMESİ (2)


lirsin ki, tüm damarların doğranmış, boğazın kesilmiş ve kanlara bulanmışsın! Çünkü başını bedeninden ayırmışlar, tabii cevap veremezsin. Ey Hüseyin! Şahadet ederim ki, Sen Peygamberin vasisi ve Ali'nin oğlusun. Âl-i Âbanın beşincisi ve iki cihan hanımefendisi Hz. Fâtımâ'nın oğlusun.' Câbir şöyle devam etti: `Neden böyle olmayasın ki, Sen Resulüllah'ın elinden yemek yedin, velayet kucağında yetiştin, imanın göğsünden süt içtin. İslam'la büyüdün! Sen tertemiz yaşadın ve Hakk'ın rahmetine kavuştun. Ancak Senin ayrılığında mü'minlerin kalpleri hüzün ve kederle doldu. Üstünlüğün, temizliğin ve yüceliğin hakkında kimsenin zerre kadar şüphesi yoktur. Allah'ın selamı ve rahmeti Senin üzerine olsun. Ey Hüseyin! Şahadet ederim ki, kardeşin Yahya b. Zekeriyya'nın takip ettiği yol üzere şehit oldun.' Câbir, Hz. Hüseyin'in kabrini ziyaret ettikten sonra Kerbela'da şehit olan diğer kahramanların mezarlarına da yönelerek şöyle dedi: `Allah'ın selamı üzerinize olsun! Temiz ve pak Hüseyin'e canınızı feda ettiniz ve O'nun mezarının yanına defnedildiniz. Şahadet ederim ki, kanınızla namaz ve zekatı ihya ettiniz. En güzel biçimde emr-i maruf ve nehy-i münkeri amelinizle gösterdiniz. Kafirlere karşı cihat ettiniz. Kulluk görevinizi en güzel şekilde yerine getirdiniz ve itaatte kusur etmediniz. Hz. Muhammed'i peygamber olarak gönderen Allah'a yemin olsun ki, biz de bu saadet yolunda yaptıklarınıza ortağız.' Câbir'e dedim ki, `Ey Câbir, ne demek istiyorsun? Bizler bu kahramanların amellerine nasıl ortak olabiliriz? Onlar evlerini yurtlarını terk ederek Allah yolunda cihat ettiler ve Kerbela'da canlarını Hüseyin'in yolunda feda ettiler. Kadınları esir düştü, evlatları yetim kaldı. Biz onların bu amellerine nasıl ortak olabiliriz?' Câbir şöyle cevap verdi: `Resulüllah'ın şöyle buyurduğunu duy-
Scroll to top