HZ. ALİ’NİN EBUZER’İ UĞURLAMASI (2)
nahtan korumaya çalıştın. Onların ne kadar da senin sakındırmak istediğin mala ihtiyacı vardır. Halbuki sana yasak ettikleri şeyden sen ganisin. Allah'tan sabır iste ki üzülmeyesin. Allah'a sığın, çünkü sabır dinin bir bölümü ve büyüklük alametidir. Ama üzüntü ve dargınlık ne günü çabuk geçirir, ne de ölümü uzaklaştırır." Ebuzer`in yaşı iyice ilerlemiş, yaşlanmıştı. Kendisini yolcu eden Ehl-i Beyt'e ve dostlarına şöyle dedi: "Ey Ehl-i Beyt! Sizi gördüm Allah Resulü'nü hatırladım. Benim Medine'de sizden başka hiç kimsem yoktur. Varlığım Hicaz'da Osman'ı, Şam'da ise Muaviye'yi rahatsız etti. Osman ne Mısır'a, ne de Basra'ya gitmeme izin verdi. Çünkü halkı onun aleyhine kışkırtacağımdan korkuyordu. Beni şimdi öyle bir yere yolluyor ki Allah'tan başka hiçbir yardımcım yoktur. Ben, Allah'tan başka hiçbir şey istemiyorum. Rabbim benimle olduğu müddetçe hiçbir şeyden korum yoktur." 1460 Öte yandan, Mervan halifenin yanına giderek Hz. Ali'yi şikayet etti. Bunun üzerine Hz. Osman kızarak Hz. Ali'yi cezalandıracağını söyledi. Hz. Ali ise şöyle dedi: "Onun kızması atın ağzındaki geme kızması gibidir. Onu, dişleriyle o kadar sıkar ki, sonunda yorulup bırakır. Yani onun, bana kızması hiçbir şey ifade etmez. Sadece kendisini üzecektir." Hz. Ali halifeyle karşılaştığında ona şöyle dedi: "Senin her emrine ilahi emrin hilafına olsa bile uymaya mecbur muyuz?" Halife ile Hz. Ali arasındaki tartışma büyüdü. Hz. Osman Mervan'a kötü sözler sarfettiği için Hz. Ali'ye had cezası uygulamak istedi. Ve şöyle dedi: 1460 Şerh-u Nehcü'l Belağa, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 8, s. 252; Ed-Derecatü'r-Rafia, s. 248
