HZ. FÂTIMÂNIN İKİNCİ ADIMI: “FEDEK MİRASTIR” SAVUNMASI (3)
kıldı ve cezayı, kendisine karşı gelinmesinin karşılığı kıldı. Tanıklık ederim ki, babam Muhammed (s.a.v.) O'nun elçisidir. O'nu henüz mahlukatlar gayb aleminde gizliyken, korku veren perdelerin gerisinde koruma altındayken ve yokluk sınırının eşiğinde bulunuyorken elçi olarak göndermeden önce seçti, kendi risaleti için ayırmadan önce isimlendirdi, göndermeden önce tercih etti. Çünkü Allah, işlerin varacakları sonu bilir. Zamanın içerdiği hadiseler O'nun bilgisinin kuşatması altındadır. Olgunların konumlarına dair malumat O'nun katındandır. Allah, O'nu emrini tamamlamak, hükmünü yürürlüğe koymaya verdiği karar ve takdir ettiği rahmetini etkin kılmak için gönderdi. Çünkü milletlerin çeşitli dinlere bölündüklerini, ateşlere tapındıklarını, putlara kulluk sunduklarını bildikleri halde Allah'ı inkar etiklerini gördü. Allah, babam Muhammed (s.a.v.) aracılığıyla mahlukatın içinde bulundukları karanlıkları aydınlattı, kalpleri kıskacına alan buhranları ortadan kaldırdı, gözlerin önündeki bulut perdeleri dağıttı. Böylece insanlara hidayeti gösterdi. Onları sapıklıktan kurtardı. Onları kör iken görür kıldı. Dosdoğru dine iletti, onları doğru yola çağırdı. Sonra Allah, şefkatinin ve kendisine özgü kılmanın, seçiminin bir göstergesi olarak O'nun ruhunu kabzetti. O'nu tercih ettiğini, yanına almayı arzuladığını gösterdi. Muhammed (s.a.v.) şu dünyanın sıkıntılarından rahat etmiştir; seçkin melekler tarafından kuşatılmış, gafur/bağışlayıcı olan Rabbin hoşnutluğu O'nu sarmış ve muktedir sultan, ulu Allah'ın civarına yerleşmiştir. Allah'ın peygamberi, vahyinin emini, mahlukatın içinde en hayırlısı ve en seçkini babam Muhammed (s.a.v.)'e salat olsun. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi O'nun üzerine olsun." Sonra Hz. Fâtımâ (a.s.) orada bulunan dinleyicilere döndü ve şöyle dedi:
