HZ. FÂTIMA’NIN HİTABETİ VE EDEBÎ YÖNÜ ÇOK GÜÇLÜ İDİ (2)
Babacığım! Sana olan aşkım tükenmek bilmez, Sana olan hüznüm sona ermez. Eyvah babacığım! Eyvah Allah'ım!" 640 Resûlullah'ın (s.a.v.) cenazesi defnedilince, Fâtıma (a.s.) Enes b. Malik'e döner ve, "Ey Enes! Resûlullah'ın (s.a.v.) üzerine toprak dökmeye gönlünüz nasıl râzı oldu?" der. Ardından şunları söyler: Toz duman kapladı mı gökleri, dürüldü mü Gündüzün güneşi ve karardı mı ikindiler? Yer, Peygamberden (s.a.v.) sonra kederlidir Onun için hüzünlüdür, titremektedir. Ağlasın şimdi ülkenin doğuları, batıları Mudar ağlasın ve tamamı Yemen' in Ey Resullerin sonuncusu, kutlu ışığı! Esenliği üzerine olsun Kur'an'ı indirenin. Sonra Hz. Peygamberin (s.a.v.) mezarından bir avuç toprak alarak yüzüne gözüne serper ve şöyle der: Ahmed'in toprağının kokusunu alana ne gerek! Çok uzun zaman başka koku almasa da ne gerek Üstüme öyle musibetler geldi ki, bunlar Gündüzlere uğrasaydı, geceye dönüşürlerdi. 641 İbn Mâce, Sahih'inde kendi senedi ile Hammad ibn Zeyd'den, o da Sabit'ten, o da Enes'den şöyle rivayet etmektedir: "Hz. Fâtıma (a.s.) Peygamber (s.a.v.) vefat ettiğinde şöyle diyordu: "Eyvah Babacığım, ölüm haberini Cebrail'e verdiğimiz Baba! Eyvah Babacığım, Rabbine ne de yakındın Baba! 640 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 176 641 Tarihu'l-Edebi'l-Arabî, s. 164-165
