HZ. FÂTIMA’NIN SON GÜNLERİ (3)


dan sonraki günleri hakkında şunu rivayet etmektedir: "Bir gün Fâtıma (a.s.) Babasının gömleğini Benden istedi. Gömleği O'na verdiğimde onu kokladı, öptü ve halsiz düşünceye kadar ağladı. Bu durumu gördükten sonra gömleği O'ndan alıp sakladım." 581 Günlerini Resûlullah (s.a.v.)'in kabri başında ağlayarak geçiriyordu. Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.) da alarak kabre gider ve: "Azizlerim! Bu, sizi omzuna bindiren ve sizi seven ceddinizin kabridir" buyururdu. Sonra Bâki Kabristanı'na gider, şehitlerin kabrinin üzerinde Sadr-ı İslam'ın fedakar askerlerini hatırlayarak gözyaşı dökerdi." 582 Mahmud b. Lebid'den Hz. Fâtıma'nın (a.s.) Resûlullah'tan (s.a.v.) sonraki günleri hakkında şöyle bir nakil vardır: "Hz. Fâtıma (a.s.) Babasının vefatından sonra Hamza'nın kabrinin üzerine gidiyor ve ağlıyordu. Günlerin birinde Uhud şehitlerinin mezarlığından geçerken gördüm ki, Fâtıma (a.s.) Hamza'nın kabrinin üzerinde şiddetle ağlıyor. Susuncaya kadar bekledim. Sonra yanına giderek selam verdim ve, `Ey Resûlullah (s.a.v.)'in kızı! Bu can yakıcı inlemelerin, insanın yüreğini parça parça ediyor' diye arzettim. `Ben ağlayıp, sızlamayayım da kim ağlasın? Şefkatli bir Baba ve peygamberlerin en üstününü kaybetmişim. Resûlullah'ı (s.a.v.) ne kadar özlemişim, biliyor musunuz?' diye buyurdu. `Ey Peygamberin (s.a.v.) kızı! Resûlullah (s.a.v.) hayatı döneminde Ali (a.s.)'ın imametini açıkça ilan etti mi?' diye sordum. `Taaccüb ediyorum! Gadr-i Hum kıssasını duymadın mı sen?' diye buyurdu. 581 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 157 582 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 177