HENDEK SAVAŞI’NDA HZ. FÂTIMA DA CEPHEDE İDİ (2)
olarak veya muhtemelen Selman-i Farisi hazretlerinin teklifi dikkate alınarak şehrin kuzeye bakan kısımlarında hendek kazılmasına karar verilir. Onar kişi halinde ashabını gruplandıran Allah Elçisi, her gruba on arşınlık bir alanı kazdıktan sonra diğer tarafa geçmesini tenbihler. Eni 9 metre, derinliği 4.5metre olan hendek yaklaşık 5.5 km uzunluğundadır. Hz. Peygamber (s.a.v.) mühendislik işini bizzat yapmakta, aynı zamanda bir amele gibi çalışmaktadır. Büyük mucizelere sahne olan hendek kazımında Hz. Câbir'in anlattığına göre bir ara ashab-ı kiram sert bir kaya parçasına rast gelir. Durumu Resûlullah (s.a.v.)'e haber verdiklerinde, `Hele şöyle bir hendeğe ineyim de göreyim' buyurur. `Ayağa kalktıklarında karnına taş bağladıklarını gördüm' der Hz. Câbir... Hemen izin isteyerek eve gider ve hanımı Süheyle'ye, `Peygamberde öyle bir açlık hâlini gördüm ki, ona dayanmak mümkün değil, evde yiyecek bir şey var mı?' diye sorar. `Biraz arpa ve bir keçi oğlağı var' cevabını alınca sevinir. (...) Allah Resulü'nün, `Hanımına söyle, Ben evinize gelinceye dek çömleği ateşten, ekmeği fırından ayırmasın' diye tenbihi ile yiyeceklere O teşrif edene kadar el sürülmez. Allah Resulü, mübarek elleri ile bizzat kendileri servis yapar, yemeği takdim eder herkese. Bütün davetliler doyar. Muhacir, Ensar ve Resûlullah (s.a.v.)'in yanında bulunan herkes yemiş, yemekler artmıştır. Allah Resulü Hz. Câbir'in hanımına, `Geri kalanı sen yersin ve Medine halkına da dağıtırsın zira açlık halkı istila etmiştir' buyurur. Hendek kazımı devam ederken bir ara Hz. Selman sert bir kayalıkla karşılaşır. Epeyce uğraştığı halde halledemez. Allah Resulü olaya vâkıf olur ve balyozu Selman'ın elinden alır. Kayayı kırmaya
