HZ. ALİ’NİN FEDEK’LE İLGİLİ BAZI İDDİALARI (2)
nasıl tasarruf etmişse onların da aynısını yapmaları için Resûlullah (s.a.v.)'in terekesini Ali ve Abbas'a teslim etmesi, Ehl-i Beyt âlimlerinin Ebu Bekir ve Ömer'e yaptıkları töhmeti reddeder." Zehebi ayrıca, "Eğer Fâtıma (a.s.) miras yoluyla Fedek arazisine sahip çıkmışsa hibe iptal olmuştur. Fedek arazisi O'na hibe edilmişse miras iptal olmuştur. Eğer bu hibe Resûlullah (s.a.v.)'in hastalığı esnasında vukû bulmuşsa, birisine hakkından fazlasını tavsiye etmekten münezzehtir. Yok eğer sıhhati zamanında Fedek arazisini hibe etmişse, bu hibenin o zaman teslim edilmiş olması şarttır" demektedir. Akıllara, "Resûlullah (s.a.v.)'in Fedek arazisini Fâtıma'ya (a.s.) hibe ettiğini neden yalnız Ümmü Eymen ve Ali biliyordu" şeklinde bir soru gelebilir, ki bazı Sünni âlimler de bunu savunmuştur: Ümmü Eymen ve Hz. Ali dışında kimsenin bu hibeden haberinin olmaması iddiasına gelince; bu iddia isabetli değildir. Çünkü, burası Hz. Fâtıma'nın elinde idi. Ve Hz. Fâtıma burayı işliyordu. Ve herkes bunu biliyordu. Kaldı ki, Hz. Fâtıma gasp edilen hakkını geri alabilmesi için Medine halkının evlerini gezip, destek istediği zaman herkes O'na hak veriyor, O'nu tasdik ediyordu. Ancak siyasi otoriteden çekindikleri için Fâtıma'nın yanında duramıyorlardı. 441 Bu iddia, (Fedek'in bağış olduğunun kimse tarafından bilinmediği iddiası) olsa olsa Hz. Fâtıma (a.s.)'a atılan bir iftiradır. Ehl-i Beyt uleması da bu konuda aynı görüştedir. Çünkü ayet ve hadislerle Hz. Fâtıma'nın masumiyeti ve Allah nazarındaki özel konumu tasdik edilmiştir. Ayetler: "Artık Sana gelen bunca ilimden sonra onun hakkında Seninle çekişip tartışmalara girişirlerse, de ki: Gelin, oğullarımızı ve oğul441 Bihârü'l-Envâr, c. 28, s. 303; c. 43, s. 203; El-İmamet-u ve's-Siyase, İbn-i Kuteybe, c. 1, s. 20; A'lamu'n-Nisa, Cahiz, c. 3, s. 1214
