FEDEK KONUSUNDA HZ. EBU BEKİR’İN TAVRI (4)


Halife: `Bunun için şahitlerin var mı?' Hz. Zehra (a.s.): `Evet şahitlerim Ali ve Ümmü Eymen'dir.' Böylece Ali (a.s.) ve Ümmü Eymen, Peygamber (s.a.v.) hayattayken Hz. Zehra'nın (a.s.) Fedek'in sahibi olduğuna şahitlik ettiler. Halife, Hz. Zehra'nın (a.s.) iddiasını ispat etmek için getirdiği şahitleri yeterli görmedi ve şöyle dedi: Ben asla bir erkek ve bir kadının şahitliğini kabul etmem. Ya iki erkek ya da bir erkek ve iki kadını şahit getir." 430 Sünni eserlerde, Hz. Ebu Bekir'in şer'i hükümlere göre karar verdiği, iki erkek veya dört kadın veya bir erkek ve iki kadının şahitliğinin aranması gereğinin doğru olduğu, Hz. Fâtıma'nın bu hükmün kapsamında şahitleri olmadığı için, Ebu Bekir'in verdiği kararın doğru olduğu savunması yer alır. Ancak Ehl-i Beyt âlimleri ise, "Şer'i hükümlere göre hareket edilecekse, şahit istemekle ilgili hükümlere geçilmeden evvel şahit getirmesi gereken tarafın hangisi olduğu tespit edilmeli idi" diyorlar ve şu hadisi esas alıyorlar: "Belge getirmek iddia sahibine, yemin etmek de inkar edene aittir." 431 Yani, İslam fıkhına göre, mal üzerinde tasarrufta bulunan değil, tersini iddia eden şahit getirmeli idi. Buna göre, Hz. Ebu Bekir'in yapması gereken bu malı halen tasarruf edenden değil, Fedek'in Hz. Fâtıma'nın olmadığını iddia edenden (kendisinden) şahit istemesidir. Hz. Fâtıma (a.s.) şahit getirmesine gerek olmadığı halde şahit getirmiş ve Hz. Ebu Bekir kabul etmemişse; o zaman Hz. Ebu Bekir kendi iddiası için şahit getirmeli idi. Şerh-u Nehcü'l-Belağa'dan Hz. Ebu Bekir'in şahidi olarak Ömer ve Ebu Ubeyde'nin yer aldığını da nakledelim: 430 Sire-i Halebî, c. 2, s. 400; Fethu'l-Buldan, c. 43 431 Keşfu'l-Gumme, 1/478