HZ. EBU BEKİR’İN, HZ. FÂTIMA’YA YAPTIKLARINDAN DOLAYI PİŞMAN OLUŞU (3)
madığım üç şeyi de keşke yapsaydım, üç şeye de ne ola bunları Peygambere (s.a.v.) soraydım diye üzülüyorum. Keşke yapmayaydım dediğim üç şey: Keşke Fâtıma'nın (a.s.) evini açmayıp bıraksaydım ve üzerime harp kapılarını örtseydim. Saideoğulları Sakife'sinde (gölgeliğinde) halife seçimi için toplanıldığı gün ben bu işi şu iki adamdan birinin; Hz. Ömer veya Ebu Ubeyde'nin boynuna atsaydım. O mü'minlerin emiri olsa ben de yardımcısı olsaydım. Keşke Halid bin Velid'i Ehl-i Ridde (dinden dönüp harbe kalkan grup) üzerine orduyla yolladığım vakit ben de Zü'l-Kassa mevkiinde otursam, Müslümanlar galip gelirse gelirler, gelmezlerse ben onlara destek ve yardımcı olaydım... keşke yapaydım dediğim üç şey de şunlardır..." 389 Hz. Ebu Bekir, Hz. Fâtıma'nın evinin mahremiyetine yaptığı tecavüzden dolayı hayatı boyunca pişmanlık duymuştur. Ölüm döşeğinde söyledikleri bunun ispatıdır. Ancak ölüm döşeğinde, Resûlullah (s.a.v.) yanında iken sormak istediği şeyler de onun başka bir yönünü bizlere göstermektedir. Ömrünü Resûlullah'ın (s.a.v.) dizi dibinde geçirmiş, O'nunla mağara arkadaşlığı yapmış, hayatını O'nun için çekinmeden ortaya koymuş bu sahabe, aslında Resûlullah'ın (s.a.v.) asıl maksadını anlayamamıştır. "Keşke Hz. Peygamber (s.a.v.) hayatta olsaydı da O'na halifelik kime kalacak diye sorsaydım" diyebilmektedir. Oysa, Resûlullah (s.a.v.), rıhletinden üç ay kadar kısa bir zaman önce Gadr-i Hum'da Hz. Ali'nin (a.s.) elini havaya kaldırarak ve açıkça O'nu yerine halife tayin ettiğini açıklamıştır. Orada bulunan yüzbinin üzerindeki sahabe buna şahittir. Hz. Ebu Bekir'in sormak istediği sorudan da anlıyoruz ki, Arap 389 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, c. 2, s. 45-47
