HZ. FÂTIMA, MUHSİN İSİMLİ ÇOCUĞUNU DÜŞÜK MÜ YAPTI? (4)
Meydana gelen olayların devamını Bihârü'l-Envâr'dan verelim: "Kargaşanın içinde çocuğunu düşüren Hz. Fâtıma (a.s.) baygın düşmüştü. Bir de kendine geldiğinde baktı ki, Ali'yi (a.s.) mescide götürmüşler. Durmak caiz değildi artık, Ali'nin (a.s.) canı tehlikedeydi, O'nu savunması gerekirdi. Bütün bu ezikliğine rağmen, kaburgası kırılmış olduğu halde evden çıktı ve Ben-i Haşim kadınlarından bir grupla beraber mescide gitti. Ali'yi (a.s.) tutukladıklarını görünce onlara yönelerek, `Amcamoğlunu serbest bırakın, yoksa Allah'a and olsun ki, saçlarımı dağıtır, Peygamberin (a.s.) gömleğini başımın üzerine atar, sizi Allah'a şikayet ederim! And olsun ki, Sâlih'in devesi Allah'a Benim bu yavrularımdan daha aziz değildir!" diye seslendi. Sonra da yüzünü Hz. Ebu Bekir'e çevirerek şöyle dedi: `Kocamı öldürüp, çocuklarımı yetim mi bırakmak istiyorsun? O'nu bırakmazsan saçlarımı dağıtır ve Babamın kabrinin üstünde Allah'ı imdada çağırırım!' Bu sözü söyledikten sonra Hasan (a.s.) ve Hüseyin'in (a.s.) ellerinden tutarak Resûlullah'ın (s.a.v.) kabrine doğru hareket etti. Hz. Ali durumun çok tehlikeli olduğunu gördü, Selman'a Fâtıma'yı (a.s.) bu işten vazgeçirmesini söyledi. Fâtıma (a.s.) Hz. Ali'nin (a.s.) emrini duyunca, `O emrettiği için itaat ediyorum ve sabredeceğim' dedi." 387 Sünni âlimlerden İbn Kuteybe "El-İmamet-u ve's-Siyase" adlı eserinde (c. 1, sy. 13) Hz. Ali'nin (a.s.) o gün mâruz kaldığı muamele ile ilgili olarak şunları yazmaktadır: "... Hz. Ali, `Allah'ın kulunu ve Resûlullah (s.a.v.)'in kardeşini mi öldüreceksiniz?' buyurduğunda, Hz. Ömer, `Sen Resûlullah'ın 387 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 199
